Archive for AÄŸustos, 2008

Bel Agrisindan Kurtulma

İşyerlerinde Masa başı iş yapanların en önemli sorunlarından birini kronik bel ağrıları oluşturuyor. Uzmanlar, hayatımızı önemli derecede etkileyecek bu ağrılardan kurtulmak için çeşitli uyarılarda bulunuyor. Uzun süre araba kullanan insanlarda da görülebilen bel ağrılarından kurtulmak için egzersiz yapmak, çok ağır yük kaldırmamak, baş seviyesinden yüksekteki yerlere uzanırken zorlanmamak gibi etkenler, dikkat edilmesi gereken hususların başında yer alıyor.

International Hospital Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Demet Parlar, “Yanlış oturmak, aniden yapılan yanlış bir hareket, sık öne eÄŸilip kalkma gibi tekrarlayıcı hareketlerle uzun süre araba kullanmak, bel aÄŸrılarının ortaya çıkışını kolaylaÅŸtırıyor” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Dr. Demet Parlar, bel aÄŸrılarından korunmak ve SaÄŸlıklı vücuda sahip olmak için öncelikle düzenli egzersizlerin yapılmasını öneriyor. Parlar’a göre sırt ve karın kaslarının çalıştırılması için yüzme, yürüyüş, sabit Bisiklet ve koÅŸma gibi sporlar önemli bir yere sahip. Bu sporlara ek olarak sırt, karın, kalça ile uyluk kaslarını güçlendiren ve esneten egzersizler yaparak, bel sorunun ortaya çıkma riski azaltılabilir. Bel aÄŸrısından kurtulmak için bir diÄŸer yöntem saÄŸlıklı bir duruÅŸ bulmak. Dr. Parlar bu duruÅŸu, “Yandan bakıldığında kulak, omuz, kalça ve ayak bileÄŸinin aynı eksende olması gerekir. SaÄŸlıklı duruÅŸ için basitçe, karın içerde çene ve göğüs geride, göğüs önde olmalıdır. Her durumda ayakta, otururken, yürürken, öne eÄŸilirken saÄŸlıklı duruÅŸu bulmayı ve korumayı unutulmak gerekir” ÅŸekilde tarif ediyor. Öte yandan, asker, Polis ve güvenlik görevlilerinin bir kısmının görev icabı sürekli ayakta durması, bel aÄŸrısını tetikleyen unsurlardan başında yer alıyor.

Dr. Parlar, uzun süre ayakta durmak zorunda kalanların, yukarda bahsi geçen sağlıklı duruşa dikkat etmesini öneriyor.

AĞIR KALDIRMAK OMURGA İÇİN ÇOK TEHLİKELİ
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Demet Parlar’ın, saÄŸlıklı bir duruÅŸ için diÄŸer tavsiyeleri ise; bir bacağın Altına 15-20 santimetre yüksekliÄŸinde küçük bir yükselti konulması ve dizin birinin hafifçe bükülmesi. Ayrıca bu pozisyonun sıkça deÄŸiÅŸtirilmesi. Parlar, 2 Saatte bir ya da yorgunluÄŸun hissedildiÄŸi anda beli esnetici egzersizler yapılması gerektiÄŸini de belirtiyor. Masa başında sürekli oturanların ise ayaklarının yere temas etmesi, diz ve kalçanın 90 derece bükük olması gerekiyor. Demet Parlar, çok yüksek ya da alçak iskemle ile koltuklarda bu pozisyonun saÄŸlanmasının zor olacağını hatırlatarak, “Koltuk yüksekse, ayaklarınız altına birer tabure koyarak yükseltin” diyor. İskemlenin kol desteklerinin ve kolların yere paralel durması gerektiÄŸine iÅŸaret eden Parlar, ”

Omurganız dik (saÄŸlıklı duruÅŸu hatırlayın!), beliniz destekli olsun. Başınız omuzlarınızın önünde durmamalı, omuzlar rahat bir pozisyonda olmalı” diye konuÅŸtu. “Ağır kaldırmak omurga için çok tehlikeli” uyarısını yapan Parlar, güvenli olarak ağır kaldırmak için ayakların yere saÄŸlam basmasını ve ayaklar arasındaki mesafenin yaklaşık omuzlar arasındaki mesafe kadar olması gerektiÄŸini belirtiyor. Sonrasında ise bel düz tutularak çömelmeli ve nesne vücuda yaklaÅŸtırılıp kavranmalı. İmkan varsa 2′ye bölünmeli ve yerinden hareket ettirirken çekmek yerine itmek tercih edilmeli. Belin zorlandığı bir diÄŸer hareketin ise baÅŸ seviyesinden yüksek yerlere uzanarak iÅŸ yapmak olduÄŸunu söyleyen Parlar, tabure veya saÄŸlam bir merdiven kullanılmasını öneriyor. Çok yumuÅŸak veya çok sert yatakta yatılmaması gerektiÄŸini ifade eden Dr. Parlar,

“Yatağınız vücudunuz içine gömülmeyecek kadar sert, bel çukurunuzu destekleyecek kadar yumuÅŸak olmalıdır. Sırtüstü yatarken dizlerin altına bir yastık koymak, yan yatarken dizleri karına doÄŸru çekmek beli rahatlatır. Yüzüstü yatmak veya bacakları düz uzatarak sırtüstü yatmak bel çukurunuzu arttıracağından, belinizde aÄŸrıya neden olabilir” uyarısında bulundu.(İHA)

Yorum Yok »

Beyni Guclendirmek

Uzmanlar, yıllar süren çalışmalar sonucunda entellektüel yetenekleri geliştirmenin yöntemlerini ortaya çıkardı.

İHA muhabirinin www.hekimce.com sitesinden derlediÄŸi bilgilere göre, Boston Tufts Üniversitesi’nden bir grup bilim adamı, beyinden daha iyi yararlanmanın 7 yolunu şöyle açıkladı:

Zihin jimnastiÄŸini öğrenin: Regensburg Üniversitesi’nde araÅŸtırmayı yöneten Dr. Arne May, Günde 60 saniye zihin jimnastiÄŸi yapıldığında beyin gücünün arttığını söyledi.

Daha fazla demir alın: King’s College Beslenme Bölümü’nden Dr. Michael Nelson, 140 öğrenci üzerinde yaptığı araÅŸtırmada, diyetlerinde zengin demir olan öğrencilerin IQ’sunun daha yüksek olduÄŸunu ortaya çıkardı.

Kahvaltıyı ihmal etmeyin: 500 öğrenci üzerinde yapılan bir araştırmada da, kahvaltılarında Tahıl türü yiyecekler veya yumurta ve peynir olan öğrencilerin sabah yapılan sınavlarda hiç kahvaltı yapmayanlara göre daha yüksek not aldıkları görüldü.

Egzersiz yapın: Exeter Üniversitesi SaÄŸlık EÄŸitimi Bölümü’nden Angela Balding; bin 400 öğrenci üzerinde yaptığı araÅŸtırmada, fiziksel etkinlikte bulunan öğrencilerin akademik baÅŸarılarının arttığını belirtti. Egzersiz yapıldığında beyine daha fazla Oksijen gittiÄŸini, böylece beyin algılamasının ve öğrenme fonksiyonlarının da arttığını söyledi.

HoÅŸunuza giden yiyecekler yiyin: Florida Üniversitesi’nden Profesör David Figlio’nun yönettiÄŸi bir araÅŸtırmada, öğle yemeklerinde sevdiÄŸi ÅŸeyleri (çikolatalı içecekler, bisküvi, pizza gibi) yiyen öğrencilerin sınavlarda yüksek performans gösterdiÄŸi ortaya çıktı.

Çilek ve yaban mersini (çay üzümü) yiyin: Boston Tufts Üniversitesi’ndeki bilim adamları yaptıkları son araÅŸtırmalarda, çay üzümünün zengin antioksidan (oksit giderici) içerdiÄŸi için en büyük beyin gıdası olduÄŸunu buldu. BaÅŸka bir araÅŸtırmada, Maryland Üniversitesi’nden Nörolog Profesör Bernard Rabin, çileÄŸin dondurulmuÅŸ haliyle insanlarda beyin fonksiyonlarını arttırdığını söyledi.

Brokoli yiyin: Londra King’s College’de bilim adamları; patates, portakal, elma ve turpun anti-asetilkolinesteraz (sinir uçlarında ve kanda bulunan, hidroliz ve asetilkolini destekleyen bir çeÅŸit enzim) içerdiÄŸini ama brokolinin çok daha fazla içerdiÄŸini tespit etti.
İHA
Beyninizi Güçlendirmenin Yolları

Yorum Yok »

istahi kapatmak

Diyet yapmak isteyip, iştahına engel olamayanlara önerilerde bulunan uzmanlar, Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için Sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol Su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.

Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal Maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, “Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiÄŸimizde hemen buzdolabına koÅŸmamızın baÅŸlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabiliyor. ÖrneÄŸin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi kesinlikle aç olmanız deÄŸil, kontrolden çıkan yeme isteÄŸinizdir. EÄŸer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediÄŸiniz yemek miktarını en aza indirmiÅŸ olursunuz” ifadelerini kullanıyor.

Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iÅŸtahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduÄŸunu kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor: “Belki yine arada bir ÅŸeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceÄŸiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için saÄŸlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve ÅŸeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi saÄŸlıyor. Yapılan araÅŸtırmalara göre, tat alma duyusunu deÄŸiÅŸik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi saÄŸladığını bildiriyor. Sürekli aynı yemeÄŸi yeme, özellikle tadı hoÅŸa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor. Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiÅŸ gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.”

Su içmenin, kiÅŸinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduÄŸunun da Altını çizen uzmanlar, ayrıca vücut susuz kaldığında, çoÄŸu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiÄŸini belirten uzmanlar, bol su içmenin, beden su istediÄŸi zamanlarda yemeÄŸe yönelmeyi engelleyeceÄŸini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre çiÄŸnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiÄŸini ifade ediyor. Üstelik bu ÅŸekilde tat alma duyusunun da tatmin olduÄŸunu vurgulayan uzmanlar, “Böylece doyduÄŸunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj” ifadesini kullanıyor.

Uzmanlar, egzersizler zorlaÅŸtıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya baÅŸlandığını, bu durumun da egzersizi takip eden birkaç Saat boyunca iÅŸtahın bastırılmasına sebep olduÄŸunu bildiriyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduÄŸunu belirten uzmanlar, şöyle devam ediyor: “Çünkü öğün Saati geldiÄŸinde spor yapmanın verdiÄŸi etkiyle iÅŸtahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteÄŸi duyarsınız
iştahınızı kapatmak mı istorsunuz? İşte yolları

Yorum Yok »

istahi kabartmak

Diyet yapmak isteyip, iştahına engel olamayanlara önerilerde bulunan uzmanlar, Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre, yeme isteğinin kontrol altında tutulması, atıştırma krizinden kurtulmak için Sağlıklı karbonhidratlara yönelinmesi, bol bol Su içilmesi, yiyeceklerin iyice çiğnenmesi ve güç gerektiren egzersizlerin yapılması gerekiyor.

Beynin, vücutta enerjinin azaldığını fark eder etmez açlık hissetmeye yol açan kimyasal Maddeler salgıladığını belirten uzmanlar, “Ancak beynimizin bu kimyasal maddeleri salgılayan kısmı, aynı zamanda duyguları da kontrol ediyor. İşte, sıkıldığımız veya kendimizi kötü hissettiÄŸimizde hemen buzdolabına koÅŸmamızın baÅŸlıca sebebi bu. Ayrıca yemeklerin tadı, kokusu veya görüntüsü de açlık duygusuna sebep olabiliyor. ÖrneÄŸin, yemek sonrasında canınız, tatlı vitrininde duran o dondurma kasesinden çekiyorsa, bunun sebebi kesinlikle aç olmanız deÄŸil, kontrolden çıkan yeme isteÄŸinizdir. EÄŸer bunu aklınızdan çıkarmazsanız, tokken yediÄŸiniz yemek miktarını en aza indirmiÅŸ olursunuz” ifadelerini kullanıyor.

Gün içinde sık ve az öğünler yemenin, iştahın kontrolden çıkmasını önlemenin en kolay yolu olduğunu kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:

“Belki yine arada bir ÅŸeyler atıştırmak isteyebilirsiniz, ama bu sefer yiyeceÄŸiniz miktarlar az olacaktır. Böyle bir durumda atıştırmak için saÄŸlıklı karbonhidratlara yönelin, çünkü bu besin türü, sindirim sisteminde daha uzun süre kalıyor ve ÅŸeker seviyenizi yavaşça yükselterek daha uzun süreli tokluk hissi saÄŸlıyor. Yapılan araÅŸtırmalara göre, tat alma duyusunu deÄŸiÅŸik tatlarla tatmin etmenin, daha az miktarlarla yetinmeyi saÄŸladığını bildiriyor. Sürekli aynı yemeÄŸi yeme, özellikle tadı hoÅŸa gitmiyorsa, bir süre sonra tat alma mekanizmasının iptal olmasına yol açıyor. Ve bu sebeple de kendinizi sanki hiç yemek yememiÅŸ gibi hissedebiliyorsunuz. Böyle bir durumu engellemek için öğünlerinizi taze otlarla ve baharatlarla tatlandırabilirsiniz” tavsiyesinde bulunuyor.”

Su içmenin, kiÅŸinin kendisini tok hissetmesi açısından önemli olduÄŸunun da Altını çizen uzmanlar, ayrıca vücut susuz kaldığında, çoÄŸu zaman açlık hissine benzeyen sinyaller gönderdiÄŸini belirten uzmanlar, bol su içmenin, beden su istediÄŸi zamanlarda yemeÄŸe yönelmeyi engelleyeceÄŸini kaydediyor. Uzmanlar, yiyecekleri uzun süre çiÄŸnedikten sonra yutmanın, beynin vücuda giren besinleri kaydetmesine zaman tanımak anlamına geldiÄŸini ifade ediyor. Üstelik bu ÅŸekilde tat alma duyusunun da tatmin olduÄŸunu vurgulayan uzmanlar, “Böylece doyduÄŸunuzu anlamanızla, yemeye son vermeniz arasındaki zaman kısalıyor. Fazla yemekten kaynaklanan sindirim sorunlarından kurtulmanız da ayrı bir avantaj” ifadesini kullanıyor.

Uzmanlar, egzersizler zorlaÅŸtıkça vücut ısısının arttığını ve daha fazla kalori yakmaya baÅŸlandığını, bu durumun da egzersizi takip eden birkaç Saat boyunca iÅŸtahın bastırılmasına sebep olduÄŸunu bildiriyor. Böyle bir durumda normal öğün saatinden birkaç saat önce egzersiz yapmanın en mantıklısı olduÄŸunu belirten uzmanlar, şöyle devam ediyor: “Çünkü öğün Saati geldiÄŸinde spor yapmanın verdiÄŸi etkiyle iÅŸtahınız biraz daha kapanır. Fakat asla öğün atlama hatasına düşmeyin, aksi halde hem vücudunuz zayıf düşer, hem de bir süre sonra aşırı yeme isteÄŸi duyarsınız.”
iha

Yorum Yok »

Gobekten Kurtulmanin Yollari

İnce bir vücuda sahip olduÄŸu halde göbeÄŸinden yakınanlara veya ne kadar uÄŸraşırlarsa uÄŸraÅŸsınlar göbeklerini bir türlü eritemeyenlere sıkça rastlarsınız. Hatta bazıları, televizyonlarda Reklamı yapılan ilginç görünümlü karın çalıştıran aletlerden satın bile almıştır, ama tabii bunların istenilen randımanı veremediklerini anlamaları da uzun sürmez. Aslında ‘göbek problemi’, kulaktan dolma diyet ve egzersiz yöntemleriyle çözümlenemeyecek kadar önemli bir sorun. Bu konuda uzman önerileri doÄŸrultusunda hareket etmek ve sabır göstermek, ‘sıkı ve düz bir karna sahip olmanın’ anahtarı.

İstenilen ölçülerde, düzgün ve orantılı bir vücuda sahip olmak için özen gösterilmesi gereken hususlar, şu başlıklar altında özetlenebilir:

Beslenme: Uzmanlar, düz bir karın isteyenlerin dikkat etmesi gereken en önemli noktanın ‘beslenme’ konusu olduÄŸunu bildiriyor. YaÄŸlardan kurtulmak için öncelikle kan ÅŸekeri seviyesini kontrol Altına almak gerektiÄŸini vurgulayan uzmanlar, “Bu da en iyi Günde 4-6 öğünle saÄŸlanır. Tabii 6 öğün deyince aklınıza, Masalar dolusu yemek gelmesin. Bir öğün, sebzeli bir omlet de olabilir, meyve doÄŸradığınız bir mısır gevreÄŸi de, ya da yarım fincan pilavla bir parça tavuk ve bolca salata veya bir elma. Temel olarak üç ana ve üç ara öğün tüketebilirsiniz. Burada amaç, az ama sık yemektir. Böylece ihtiyacınız kadar Protein ve karbonhidrat ve az miktarda da yaÄŸ tüketmiÅŸ olursunuz” diyorlar.

Oranlar: Uzmanlar, alınan kalorinin yüzde 80′inin karbonhidratlardan gelmesi halinde, sıkı ve düz bir karna sahip olmanın pek mümkün olmadığını belirtiyor. Oranların deÄŸiÅŸebileceÄŸini, ama kalorilerin yüzde 55′inden fazlasının karbonhidrattan alınmasının, vücuttaki yaÄŸdan kurtulmada pek yardımcı olmayacağını ifade eden uzmanlar, vücut tolere edebiliyorsa, az miktarda karbonhidrat alarak diyet yapılabileceÄŸini, ama önemli olanın yüzde 55 sınırını aÅŸmamak olduÄŸunu kaydediyor.

Zamanlama: Uzmanlar, bünyeye giren yağ miktarı azaldıkça vücudun bir tür alarma geçerek, alınan yağı depolamaya çalıştığını vurgulayarak, kan şekerini kontrol etmek için, Gün içinde her 2-3 Saatte bir, bir şeyler yenilmesini, çünkü bunun, vücuttaki yağı yakmaya yardımcı olduğunu bildiriyor.

Kalori: Yukarıda belirtilenlerin hepsini uyguladığı halde yine de düz bir karna sahip olamayanların, kilosunu sabit tutmak için günde kaç kalori alacağını öğrenmesi gerektiÄŸini belirten uzmanlar, “Bunu da biraz uÄŸraşıp deneme yoluyla öğrenebilirsiniz. Ayrıca, tükettiÄŸiniz toplam kaloriyi, kaç gram Protein, karbonhidrat ve yağı tükettiÄŸinizi de belirleyip yazmalısınız” önerisinde bulunuyor.

Kalori Azaltma: Uzmanlar, kiloyu sabit tutmak için alınması gereken günlük kalori miktarı bulunduktan sonra, alınan kalori miktarının 200 kalori kadar azaltılması gerektiÄŸini ifade ederek, “Hedef, yiyebildiÄŸiniz kadar yiyip, yine de yaÄŸ yakmaya devam etmek ama bu arada da kas kaybına uÄŸramamaktır. OlabildiÄŸince az yemeyi hedeflerseniz, elde edeceÄŸiniz tek ÅŸey metabolizmanızı yavaÅŸlatmak ve kas dokusundan kaybetmek olacaktır. İlk hafta sonra verdiÄŸiniz, kilodan çok, vücutta birikmiÅŸ Su olacaktır. Esas ondan sonra kilo vermeye baÅŸlarsınız” bilgisini veriyor.

Tutarlılık: Haftanın 6 Günü bu programın uygulanıp, haftada bir gün istenilen bir besinden bir porsiyon tüketilebileceÄŸini kaydeden uzmanlar, “Ancak burada önemli olan ÅŸey abartmamaktır. Çünkü abartmanız halinde kan ÅŸekeri seviyesi tekrar yükselebilir ki, bu da yaÄŸ yakmanızı durdurur” uyarısında bulunmayı da ihmal etmiyor.

Ağırlık Çalışması: Uzmanlar, haftada 2-3 kez yapılacak 35 Dakikalık (bir Saate de çıkılabilir) ağırlık çalışmasının, hem vücuttaki kas kütlesini arttırdığını, hem de metabolizma hızını arttırdığını vurgulayarak, “Çünkü kas, yaÄŸdan daha çok kalori yakar. Bu ÅŸekilde günde fazladan 30 ila 50 kalori yakabilirsiniz. Ağırlık çalışmasına karın egzersizlerini de dahil etmelisiniz. Böylece bir yandan vücudunuzdaki yaÄŸ miktarını azaltırken, diÄŸer yandan da karnınızı sıkılaÅŸtırmış olursunuz” diyorlar.

Kardiyovasküler Egzersizler: Haftada 3 ila 5 Gün, 30-40 dakikalık orta yoÄŸunlukta kardiyo egzersizleri yapılmasını öneren uzmanlar, “BaÅŸlangıç seviyesindekiler, egzersizin yoÄŸunluÄŸunu kademeli olarak arttırmalılar. EÄŸer zaten belli bir seviyedeyseniz, haftanın iki günü daha yoÄŸun program uygulayabilirsiniz. Bunu düzenli uygular, yediklerinize dikkat eder ve bu rutini her 3-4 haftada bir deÄŸiÅŸtirirseniz, düz bir karna sahip olabilirsiniz” ifadesini kullanıyorlar.
iha

Yorum Yok »

Aids ve Korunma Yollari

Denizli Devlet Hastanesi BaÅŸhekimi Dr. Mithat Ekici, vatandaÅŸlara AIDS konusunda uyarılarda bulunarak, “HIV girdiÄŸi vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneÄŸini saÄŸlayarak, bağışıklık sistemini etkileyip yok eder” dedi.

Denizli Devlet Hastanesi BaÅŸhekimi Dr. Mithat Ekici, AIDS hastalığına neden olan HIV virüsünün bağışıklık sistemini yok ettiÄŸini belirterek, “HIV girdiÄŸi vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneÄŸini saÄŸlayarak, bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Kanında HIV virüsü bulunan kiÅŸilere ise HIV Pozitif denir. Test, bulaÅŸma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsünün olduÄŸunu gösterir. Ancak testin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kiÅŸinin Westernblood testi denen doÄŸrulama testini de yaptırması gerekmektedir. Anti-HIV testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinin laboratuarlarında ve özel laboratuarlarda yaptırılabilir” dedi.

HIV virüsü taşıyan kişilerin tedaviyle kaliteli ve uzun bir hayat sürebileceğini belirten Dr. Ekici,

ancak tedavinin doktor kontrolünde ve hayat boyu sürdürülmesi gerektiÄŸini kaydetti. HIV bulaÅŸtıktan sonra AIDS belirtilerin kiÅŸinin hayat koÅŸullarına göre 3-15 yıl içerisinde ortaya çıktığını ifade eden Dr. Ekici, “Hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaÅŸtığı vücutta özellikle CD4T kan hücrelerine yerleÅŸerek çoÄŸalır. zarar gören CD4T hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uÄŸrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateÅŸ, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciÄŸer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. KiÅŸide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin birarada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir” diye konuÅŸtu.

VİRÜS 3 YOLLA BULAŞIYOR
HIV virüsünün cinsel iliÅŸki, kan ve anneden bebeÄŸine olmak üzere 3 yolla bulaÅŸtığını söyleyen Dr. Ekici, “BulaÅŸmaların yüzde 80-85′i cinsel iliÅŸkiyle, yüzde 10-15′i kan ile olmaktadır. Kullanılmış ve dezenfekte edilmemiÅŸ şırınga, iÄŸne, cerrahi aletler, diÅŸ hekimliÄŸi aletleri, dövme aletleri, Akupunktur iÄŸneleri, jilet, makas gibi tüm kesici aletlerle bulaÅŸabilir. Damar içi uyuÅŸturucu kullananların paylaÅŸtıkları iÄŸne, enjektör ve uyuÅŸturucu Madde eritilen kaşıklarla bulaÅŸma olabilir. HIV’ li organ nakli ile de bulaÅŸma olasılığı vardır. BulaÅŸmaların yüzde 3-5′i ise anneden bebeÄŸine olmaktadır. HIV’in doÄŸacak çocuÄŸa geçme ihtimali yaklaşık yüzde 30′dur. Gebe annenin tedavisiyle bu oran yüzde 7′ye düşmektedir. Sütle geçme oranı fazla olmamakla birlikte, HIV pozitif annelere emzirme önerilmez. HIV günlük yaÅŸamda, aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı Havayı soluma ile bulaÅŸmaz. HIV saÄŸlam deriden geçmez, tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı, el sıkışma, deriye dokunma, okÅŸama, kucaklama, yanaktan ve elden öpme, tuvalet, duÅŸ, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam, sivrisinek ve diÄŸer böceklerin sokması, kedi, köpek ve diÄŸer hayvanlarla yaÅŸamak HIV’in bulaÅŸmasına neden olmaz” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Dr. Ekici ayrıca, HIV’li kanın bulaÅŸtığı eÅŸyadaki virüsün eÅŸyanın birkaç Dakika kaynatılarak ya da 60 derecede 30 dakika ısıtarak öldürülmesi gerektiÄŸini kaydederek ÅŸunları söyledi:

“Sulandırılmış çamaşır suyu, HIV’i 10 dakika içinde öldürür. Ultraviyole ile ışınlama (mavi ışık) HIV’in yok edilmesi için önerilmeyen bir yöntemdir. Ultraviyole ışını doÄŸrudan temas ettiÄŸi yüzeydeki mikropları öldürür. Cismin altında kalan mikropları öldürmez. Su ve sabunla iyice yıkanması sonucunda (en az 15 saniye) bütün mikroplar gibi HIV de deriden uzaklaÅŸtırılabilir. Yıkandıktan sonra derinin Alkol ile temizlenmesi uygun olabilir. Yaralanma durumunda, yara yeri önce sabun ve su ile iyice yıkanmalı, ardından tentürdiyot veya bet adin gibi bir antiseptik ile temizlenmelidir.”
iha

Yorum Yok »

Bahar yorgunlugu Cinsel istahsizlik

Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe, baharla birlikte görülen cinsel isteksizlik, genel bitkinlik, yorgunluk, güçsüzlük, isteksizlik ve uykusuzluk gibi şikayetlerin çok basit tedbirlerle önlenebileceğini bildirdi. Keçe, bu şikayetlerin üstesinden Günde 5-6 porsiyon sebze-meyve tüketerek, içilen Su miktarını artırarak, açık Havada yürüyüş yaparak, bol bol güneşlenerek, iyi ve kaliteli bir uykuyla gelinebileceğini kaydetti.

Dr. Cem Keçe, baharın yüzünü göstermeye baÅŸladığı ÅŸu günlerde, bazı insanların beklentilerin aksine hiç de mutlu olamadığını, aksine sabahları yataktan kalkmaya bile güçlerinin yetmediÄŸini vurguladı. Bu durumun Gün boyu sürdüğünü, cinsel isteksizlik, mutsuzluk, iç sıkıntısı ve bir süre sonra da tam bir çökkünlük hissi yaÅŸanmasına yol açtığını ifade eden Keçe, “Bahar yorgunluÄŸu olarak baÅŸlayan bu ruh durum, önemsenmesi gereken bir rahatsızlıktır. EÄŸer tedavi edilmezse ciddi sonuçlara yol açabiliyor” dedi.

İLKBAHAR AŞK MEVSİMİDİR
İlkbaharın aÅŸk mevsimi olduÄŸunu ifade eden ve ilkbaharla birlikte Havadaki Elektrik yükünün artığına dikkat çeken Keçe, “Bahar mevsiminin baÅŸladığı bugünlerde birçok kiÅŸide cinsel isteksizlik, genel bir bitkinlik, güçsüzlük, yorgunluk, isteksizlik, uykusuzluk, huzursuzluk gibi ÅŸikayetler görülüyor. Çünkü, küçük kasabalarda ve doÄŸayla iç içe olan yerlerde havadaki Pozitif iyonların artması insana zindelik veriyor. Ankara gibi büyük ÅŸehirlerimizde yoÄŸun olan Negatif iyonlar ise; cinsel isteksizliÄŸe, gerginliÄŸe, duygusal iniÅŸ çıkışlara, uykusuzluÄŸa, iÅŸtahsızlığa, eklem aÄŸrılarına ve yorgunluÄŸa yol açıyor. Havada elektrik yükü büyük ÅŸehirlerde çok fazla. Maalesef sanayi atıkları ve trafik bu yükü artırıyor” diye konuÅŸtu.

Hava ve mevsim deÄŸiÅŸiminin insan biyoritmini olumsuz etkilediÄŸini söyleyen Keçe, “Dışarıda Hava ne kadar güzel olursa olsun yataktan çıkmakta zorlanıyor, çok uyuduÄŸunuz halde kendinizi yorgun hissediyor olabilirsiniz. Çünkü kış ÅŸartlarına uyum saÄŸlayan vücudunuz, baharda Havanın ısınmasıyla birlikte uyum sürecine giriyor ve ÅŸaşırıyor. Ayrıca bünyenin ihtiyaçlarını ve enerjisini kontrol etmenin getirdiÄŸi bir kaygı da yaÅŸanabilir. Bu nedenle de bu sorunların ortaya çıkışı tetiklenebilir” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

Mevsim deÄŸiÅŸiklikleriyle birlikte bazı ÅŸikayetlerin ortaya çıkmasını normal olarak nitelendiren Keçe, bu ÅŸikayetlerin rutin yaÅŸantıyı etkilemediÄŸi sürece sorun olmadığını vurguladı. Ancak bu ÅŸikayetlerin güneÅŸe ve yaydığı pozitif enerjiye raÄŸmen çevreyle iliÅŸkileri etkiler hale gelmesi halinde bir uzmana gitmenin yararlı olacağını belirten Keçe, “Çünkü normal ÅŸartlar altında baharın geliÅŸi ve doÄŸanın uyanışını görmek harika bir olaydır. AÄŸaçlar ve çiçekler açıyor. Oysa günümüz insanı ağırlıklı olarak Ankara gibi büyük ÅŸehirlerde yaşıyor ve çok büyük stres altında, doÄŸayı göremiyor. Uyanıp servislere biniyor, iÅŸine gidiyor ve maalesef iÅŸyerleri de suni olarak aydınlatılıyor” dedi.

İLKBAHARDA İNTİHARLAR ARTIYOR
İntihar vakalarının ilkbaharda artığına da dikkati çeken Cinsal Tıp Derneği Başkanı Dr. Cem Keçe, şunları kaydetti:

“Mevsim ve hava durumu da intihar oranlarını etkiler. Özellikle ilkbahar aylarında intihar vakalarına daha yüksek oranlarda rastlanır. Maalesef beyindeki serotonin Maddesindeki azalma intihar olasılığını arttırıyor. Bahar aylarında doÄŸanın canlanmasıyla insanlar da canlanır, ancak küçük bir olumsuzlukta büyük kırgınlıklar yaÅŸayarak sıkıntıya girebilirler. Hayata küsen bu sıkıntıdaki insanlar intihar yolunu seçebilir. Yaptığımız anket çalışmalarına göre; intihar giriÅŸiminde bulunmayı düşünenlerin yüzde 38′i ilkbahar aylarında, yüzde 27′si sonbahar aylarında, yüzde 20′si kış aylarında ve yüzde 15′i de yaz aylarında intihar giriÅŸiminde bulunmayı düşünüyor. Ayrıca intihar vakalarında en önemli nedenlerden biri de ekonomik sorunlar ve olumsuz yaÅŸam ÅŸartlarıdır. Åžikayetlerin üstesinden günde 5-6 porsiyon sebze-meyve tüketerek, içilen su miktarını artırarak, açık havada yürüyüş yaparak, bol bol güneÅŸlenerek, iyi ve kaliteli bir uykuyla gelinebilir. Isınan hava vücudun su ihtiyacını artıracağı için günlük içilen su miktarı 3 Litre civarında tutulmalıdır. Sabahları aç karnına en az 5 Dakika yürüyün ve 10-15 dakika aç karnına Jimnastik yapın, bu zindelik saÄŸlar. YeÅŸil çay için. C, A, B ve E vitaminleri, potasyum, selenyum ve omega 3 kullanın ve sentetik yerine pamuklu kumaÅŸtan üretilen kıyafetler tercih edin. Her gün akÅŸam ya da sabah duÅŸ alın, probiyotik ve prebiyotik içeren içecekleri bağırsak sistemini güçlendirdiÄŸi için özellikle mevsim geçiÅŸlerinde bol tüketin.”

BOL SPOR YAPIN, Alkol TÜKETİMİNİ AZALTIN
İlkbaharda meydana gelen cinsel isteksizlik ve yorgunlukla mücadelede spor aktivitelerinin önemli faydası olduÄŸunu söyleyen Keçe, “Cinsel isteksizlik ve bahar yorgunluÄŸuyla mücadelede dengeli beslenme, iÅŸ yerlerinin ve evlerin yeteri kadar aydınlatılması, çalışılan mekanda yeteri kadar pencerenin olması da önemlidir” dedi.

“Kendinizi kötü haberlere, uyuÅŸukluÄŸa teslim etmeyin” diyen Keçe, ÅŸu önerilerde bulundu:

“Alkol tüketimini azaltın. HoÅŸlandığınız insanlarla görüşün ve hoÅŸlandığınız etkinliklerde bulunun. GeleceÄŸin getireceklerini bilmemenin kaygısını yaÅŸamak yerine sürprizlerin güzel olduÄŸunu düşünün. KiÅŸinin daha önce yapabildiÄŸi iÅŸleri yaparken zorlanması, karar verme ve plan yapma açısından zorlanacak kadar zihinsel karışıklık içinde bulunması, iliÅŸkileri olumsuz etkileyecek boyutlarda sinirlilik ve alınganlık, aşırı yorgunluk, uykuya eÄŸilim, sabah kalkamama, sosyal faaliyetlerden kaçınma, cinsel istekte belirgin azalma, aşırı unutkanlık, konsantrasyon düşüklüğü, belirgin kilo deÄŸiÅŸiklikleri vb. Türkiye’de önemli bir hasta grubu hekime baÅŸvurmaya çekinmekte veya ancak uzun yıllara dayanan bir sorun haline geldiÄŸinde baÅŸvurmaktadır. Ama yukarıdaki önerilerimize raÄŸmen devam eden cinsel isteksizlik ve yorgunluk durumunda Cinsel Tıp DerneÄŸi olarak önerimiz, en kısa zamanda bir hekime baÅŸvurulmasıdır.”
iha

Yorum Yok »

Sivilcelerden Kurtulmak

sivilcelerden Nasıl Kurtuluruz
Çok gözenekli ve iyi temizlenmeyen ciltlerde siyah nokta oluştuğunu belirten uzmanlar, hem görünüm hem de Sağlık açısından siyah noktaların oluşumunun engellenebileceğini kaydetti.

İHA muhabirinin derlediği bilgilere göre, gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin Altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor.

Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor. Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti.

Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin belirlendiğini vurguladılar. İşte uzmanlara göre sivilceyle başa çıkmanın yolları:

Gözenekleri Daraltmak İçin: Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım. Yağlı ciltler daima Su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır.

Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır.

Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var. 35 yaş altı ciltlerde, gözenekler kendiliğinden kapanır.

Dengeli bir cildin gözenekleri kendiliÄŸinden kapanır. 35 yaşın altındaki genç ciltlerde gözeneklerin kapanması kolaydır. EÄŸer cildin su ve yaÄŸ dengesi düzelirse gözenekler ya kendiliÄŸinden, ya bakımla ya da maskeyle kapatılabilir. Ama yaşınız 35′in üzerindeyse deri kalınlaÅŸmış, çizgiler kırık çizgi haline gelmiÅŸse, bu gözenekleri kapatmak biraz daha zordur. Gözenekleri kapatmak için mücadele vermek yerine, daha fazla büyümemelerini önlemek daha iyi bir çözümdür.

Gözenekleri Temizleyen Bantlar İşe Yarıyor mu?
Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, Suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.

Siyah Noktalardan Nasıl Kurtulursunuz?
Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.

Cildi Nasıl Temizlemeli?
Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.

Siyah Noktalarınızı Siz Temizlemeyin
Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek.(iha)

Yorum Yok »