Archive for Aralık, 2010

Doğum kontrol haplarının yan etkileri nelerdir

Doğum kontrol hapları, normalde kadın vücudunda bulunan dişilik hormonlarını içeren ve kullanıldığı sürece gebeliği önleyen, etkili, kullanımı kolay ilaçlardır. Doğru kullanıldıklarında,doğum kontrol haplarının etkinliği yüzde 99.9’dur. Bu da, hamile kalma olasılığının hemen hemen hiç olmaması demektir.
Doğum kontrol haplarının gebeliği önleme dışındaki faydaları nelerdir?

Doğum kontrol hapları son derece etkili, kullanımı kolay, etki ve yan etkileri çok iyi incelenmiş ilaçlardır.

Doğum kontrol hapları, adet öncesi gerginlik ve ağrılı adet şikayetlerini azaltır, adet kanamaları miktarca daha az, daha kısa ve düzenli hale gelir, bunun sonucu olarak, demir eksikliğine bağlı kansızlık gelişme sıklığı azalır.

Ayrıca, doğum kontrol hapları, dış gebelik gelişme sıklığını, yumurtalıklarda ve memede kist oluşumunu, rahim ve yumurtalık kanseri risklerini azaltır. Çoğu kez sivilcelerde düzelme görülür. Osteoporoz denen kemik erimesi riskini azaltır. Romatoid artriti azaltır.

Doğum kontrol haplarının Yan etkileri
Saglik Sagliga yazi Devami »

Yorum Yok »Etiketler: , , , , , ,

Aids Nedir Aids Hastaligi Hakkinda Bilgi

AİDS, 1981 yılından beri farkına varılmış bir hastalıktır.

Virüslerle bulaÅŸan bu hastalıkta ölüm oranı yüksek olup (yaklaşık yüzde 50), bugüne kadardünyada 15 bin kadar vak’a bildirilmiÅŸtir. Bun­ların büyük çoÄŸunluÄŸu hâlen Amerika BirleÅŸik Devletleri’ndedir.

AİDS, (Acquired Immune Deficiency Syndrome) kazanılmış immün yetersizlik sendromu ÅŸeklinde dilimize çevrilebilir. Hastalık kazanılmış­tır, yani doÄŸuÅŸtan olan veya irsî deÄŸildir. İmmün kelimesi vücudun do­ğal savunma gücünü ifade eder. Sendrom ise, bir hastalığı belirleyen ve birlikte bulunan bir grup özel ÅŸikâyet ve belirtilerin tümünü ifade eder. AlDS’li hastalar, normal bir organizmanın kolayca yenebileceÄŸi hastalıklara açıktırlar.

AlDS’li hastalar, immün yetersizlikleri nedeniyle, fırsatçı enfeksi­yonlara kolayca tutulurlar. Bunlar genellikle soÄŸuk algınlığı, nezle ve­ya diÄŸer viral bir enfeksiyon gibi görünürler. İlk belirtiler arasında hal­sizlik, kolay yorulma, iÅŸtahsızlık, ateÅŸ, gece terlemesi, lenf bezlerinde ÅŸiÅŸme (boyunda, koltukaltlarında ve kasıklarda), zayıflama, diyare, ök­sürük ve çeÅŸitli deri lezyonları görülebilir.. Bu belirtiler aylarca bu ÅŸe­kilde sürebileceÄŸi gibi, tabloya eklenen enfeksiyonlar durumu ağırlaş­tırabilir. Hastaların hemen yarısı “pneumocystis carinii” denilen bir çeÅŸit parazitle oluÅŸan bir pnömoniye tutulurlar. Hastaların üçte biri ka­darı “Kaposi sarkomu” denilen nadir bir deri kanserine tutuldukları gibi, fırsatçı dediÄŸimiz ve normal kiÅŸilerde hastalık yapmayan mantar­lar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle enfekte olurlar. KuÅŸkusuz bu has­talarda fırsatçı olmayan gerçek patojen yani hastalık yapıcı bakteriler ve virüsler de aynı zamanda hastalıklara sebep olabilirler. Cetvel I AlDS’li bir hastanın özelliklerini özetlemektedir.

Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde Haitili göçmenler ayrı bir risk gru­bu oluÅŸturmaktadırlar.

Aids hastalığının bir virüs tarafından oluÅŸturulduÄŸu 1983 yılında Paris’te Institut Pasteur’de Dr.Montagnier tarafından bildirilmiÅŸtir. Fransızlar, bu virüse LAV (lenfadenopati virüsü) adını vermiÅŸlerdir. Bir­kaç ay sonra Amerikalı Dr. Gallo ve arkadaÅŸları da aynı virüsü bulmuş­lar ve buna HTLV-III (human T-cell leukemia virüs III) adını vermiÅŸler­dir. Bu virüs rektal, vajinal yollarla veya kan yoluyla (bulaÅŸmış kan ve­rilmesi veya bulaşık şırıngalar kullanılmasıyla) vücuda girmekte; kan­daki T lenfositlerinin bir kısmının (T4 lenfositleri veya yardımcı lenfo­sitlerin) içine girerek orada çoÄŸalmakta ve o sırada lenfositi yok et­mektedir. ÇoÄŸalan virüsler yeni hücrelere girerek devamlı çoÄŸalmak­ta ve T4 lenfositleri de giderek azalmaktadır. Vücutlarına virüs giren kiÅŸilerin kanında virüse karşı antikorlar bulunur. Bunlara “seropozitif kiÅŸiler” denir. Bu kiÅŸilerin büyük çoÄŸunluÄŸu bir hastalık belirtisi göstermez; ya da nezle, yorgunluk, kırıklık gibi kısa süreli belirtilerle has­talığı geçiÅŸtirirler. Virüslü kiÅŸilerin yüzde 10 kadarı orta ÅŸiddette bir hastalık gösterirler. Bu tabloya “Lenfadenopati” ÅŸekli denildiÄŸi gibi, ARC (AİDS Related Complex) ÅŸekli de denmektedir. Burada hastalar aylar ya da yıllarca süren ateÅŸ, gece teri, zayıflama, halsizlik, diyare, lenf bezlerinde büyüme gibi belirti ve ÅŸikâyetlerle hasta olurlar. Niha­yet virüslü kiÅŸilerin yüzde 1 kadarı tam ve ağır AİDS hastalığına tutul­maktadırlar.

Yorum Yok »Etiketler: ,

Pekmezin Faydaları

Pekmez yüksek şeker içeriği sebebiyle iyi bir karbonhidrat ve enerji kaynağıdır. Özellikle vücudun günlük kalsiyum, demir, potasyu
m
Pekmezin faydaları ise şöyle:

200 gram pekmez, kalori açısından bin 150 gram süte, 300 gram ekmeğe ya da 350 gram ete eşdeğer.

Özellikle üzüm pekmezinin içinde doğal olarak bulunan glikoz ve früktoz, vücutta hemen emilerek kana karışmakta ve metabolizmada enerjiye dönüşmektedir.

Vücutta kan yapımında kullanılması, enerji vermesi, iştah açması pekmezin belirgin özelliklerindendir. Gebelikte bebek gelişimi ve anne adayları için çok faydalı bir besindir. Ayrıca mide,bağırsaklar ve böbrekler üzerinde olumlu etkileri vardır. Damar sertliğini gidermekte faydalıdır ve kan dolaşımını kolaylaştırır.

Sabahları içeceğiniz iki yemek kaşığı pekmez, vücudunuz için çok değerli ve çok önemli olan 2 miligram demir, 80 miligram kalsiyum ve 58 kcsal enerji ihtiyacını karşılar.

Havalardaki ani soğuma ile birlikte soğuk algınlığına bağlı enfeksiyonların sayısı artmaktadır, Uzmanlar böyle havalarda vücudunuzun sıcaklık dengesini korumak için pekmez tüketmenizi tavsiye ediyorlar.

HURMA PEKMEZİ
Saglik Sagliga yazi Devami »

Yorum Yok »Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,