<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sagliga.Com saglik Bilgisi Sagliga Haberler programlar</title>
	<atom:link href="http://www.sagliga.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagliga.com</link>
	<description>Health Saglik Portaliniz Saglik Bilgisi Saglikla ilgili hersey</description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 May 2012 19:17:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kozmetik Ürünleri Kullanırken nelere dikkat edilmeli</title>
		<link>http://www.sagliga.com/kozmetik-urunleri-kullanirken-nlere-dikkat-edilmeli.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/kozmetik-urunleri-kullanirken-nlere-dikkat-edilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2012 19:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Guzellik]]></category>
		<category><![CDATA[cilt bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[cilt sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ciltte egzama nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[genital bölge temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik ürünleri]]></category>
		<category><![CDATA[kozmetik ürünlerinin yan etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık ve güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[yağlı kremler sivilce yapıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=888</guid>
		<description><![CDATA[Yanlış kozmetik seçimi ciltte hassasiyet, egzama, akne, renk değişikliği hatta kozmetik tahammülsüzlüğü gibi yan etkilere neden olabilir. Kozmetik ürünler doğru seçilmezse faydadan çok zarar getirebilir. Yanlış kozmetiklerin olumsuz etkilerinden korunmak için bu ürünleri almadan önce cilt analizi yaptırmakta fayda var. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, günümüzde kadınlar kadar erkeklerin de vazgeçilmezleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/kozmetik-urunleri-kullanirken-nlere-dikkat-edilmeli.html/guzellik" rel="attachment wp-att-889"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/guzellik-150x150.jpg" alt="" title="guzellik" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-889" /></a><br />
<strong>Yanlış kozmetik seçimi ciltte hassasiyet, egzama, akne, renk değişikliği hatta kozmetik tahammülsüzlüğü gibi yan etkilere neden olabilir.</p>
<p>Kozmetik ürünler doğru seçilmezse faydadan çok zarar getirebilir. Yanlış kozmetiklerin olumsuz etkilerinden korunmak için bu ürünleri almadan önce cilt analizi yaptırmakta fayda var.</strong></p>
<p>Medical Park Bahçelievler Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Gökhan Okan, günümüzde kadınlar kadar erkeklerin de vazgeçilmezleri arasına giren kozmetik ürünlerde doğru seçimin çok önemli olduğunu vurguladı, yanlış kozmetik seçimiyle ilgili şu uyarılarda bulundu:</p>
<p>“Kozmetik ürünler, kişinin dış görünümünü güzelleştirmek için harici uygulanan ürünler olup, günlük yaşamımızın ayrılmaz parçası durumuna gelmiştir. Başlangıçta sadece kişinin ruh halini düzeltmek amacıyla üretilmiş olsalar da son yıllarda cildimizde oluşabilecek zararları onarmayı ve cildin yaşlanma belirtilerini geciktirmeyi hedefleyen ürünler bulunmaktadır.</p>
<p>KATKI MADDELİ ÜRÜNLER<br />
<span id="more-888"></span><br />
İçinde çok sayıda hammadde ve katkı maddesi yer alan kozmetikler genel olarak güvenilirdirler. Ancak ürünlere bağlı istenmeyen yan etkiler de olabilir. Etkilerin bir kısmı ürün kullanımından hemen sonra gelişir, bir kısmı da kullanımından uzun süre sonra başlar. Bu sebepten dolayı kişinin geçmişte kullanmış olduğu bir kozmetiğe karşı sonradan reaksiyon gösterebilmesi mümkündür.</p>
<p>İSTENMEYEN YAN ETKİLER</p>
<p>Kozmetiklerden kaynaklanan istenmeyen etkiler; kozmetik tahammülsüzlüğü, ciltte hassasiyet, egzama, akne, deride renk değişikliği, kullanılan bölgede görülen yan etkiler ya da çok nadiren ürünün kana geçmesinden kaynaklanan sistemik yan etkiler şeklinde özetlenebilir.</p>
<p>KOZMETİK TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜ</p>
<p>Kozmetik tahammülsüzlüğü; ciltte yanma, batma, sızlama ve gerginlik gibi bulgularla kendini gösterir. Kozmetik ürünün her uygulanmasından sonra şikayetler belirir ve bazen dayanılmaz bir hal alır. Oluşmasında duyu sinirleri hassasiyetinin sorumlu olduğu kabul edilmektedir. Bu yakınmaya sahip kişilerin alkol, vitamin A, alfa hidroksi asit gibi cildi tahriş edici ürün kullanmaması gerekmektedir. Hassas ciltler için hazırlanmış temizleyiciler, nemlendiriciler ve güneş koruyucular bu kişiler için uygun seçeneklerdir.</p>
<p>ŞAMPUAN EGZAMA YAPABİLİR</p>
<p>Egzama; kozmetiklerin neden oldukları bir diğer yan etkidir. Ekzema alerjik ve tahriş ekzeması olmak üzere iki çeşittir. Sabunlar, göz makyaj ürünleri, nemlendiriciler ve şampuanlar tahrişe neden olabilecek kozmetik ürün gruplarıdır. Reaksiyon ürün kullanımından hemen sonra gelişeceği gibi, uzun süre kullanım sonrasında da başlayabilir. Ürünün kullanıldığı bölgede yanma, batma ve kaşıntı gibi bulgular bulunur. Hasta ürünü kullanmaya devam ettiğinde kızarıklık, pullanma ve kepeklenme saptanır. Oluşmasında cildin kuruluğu ve koruyucu tabakanın zarar görmesi ana nedendir. Göz kapağı derisi ince olduğundan tahrişe karşı özellikle çok duyarlıdır.</p>
<p>EGZAMAYA KARŞI YAMA TESTİ</p>
<p>Alerjik egzama, ürünün içeriğinde bulunan herhangi bir maddeye karşı kullanıcının gösterdiği tepkiden kaynaklanır. En sık koku maddeleri, saç boyaları, güneş koruyucular ve katkı maddeleri alerjik egzamaya sebep olur. Ciltte kızarıklık, kaşıntı, sulantı ve su dolu kabarıklık şeklinde kendini gösterir. Alerjiye neden olan maddenin tespitinde patch test (yama testi) yapılır. Test sonucuna göre de alerjik madde saptanarak o maddeyi içeren kozmetiklerin kullanılmaması konusunda kişi bilgilendirilir.</p>
<p>PARFÜM CİLDİNİZİ LEKELENDİRMESİN</p>
<p>Kozmetikler içinde bulunan bazı maddeler güneş gören alanlarda ultraviyole ışınlarıyla kimyasal reaksiyona girerek ciltte tepkiye neden olabilir. Parfümler, bergamot yağı ve tıraş losyonları bu tepkilere neden olabilecek kozmetik gruplarıdır. Ciltte kızarıklık, su toplaması ve renk artışı gibi bulgular gözlenir.</p>
<p>YAĞLI KREM SİVİLCE YAPAR</p>
<p>Sivilce tarzı oluşumlar kozmetik kullanımı sonrası gözlenebilecek bir diğer yan etkidir. Genellikle kapalı komedonlar şeklinde kendini belli ederken bazen iltihabi sivilceler de görülebilir. En sık yağlı yüz kremleri bu etkiye neden olur.</p>
<p>GENİTAL TEMİZLİĞİ ABARTMAYIN</p>
<p>Kozmetik ürünlere bağlı nadiren ciltte renk açılması, renk koyulaşması görülebilir. Kozmetiklere bağlı bölgesel yan etkiler görülebileceği gibi, çok nadiren de olsa, deriden emilip sistemik dolaşıma geçmesinden kaynaklanan yan etkiler de oluşabilir. Örneğin; genital bölge temizleyicilerinin sık ve yoğun miktarda kullanımı özellikle kadınlarda idrar yollarının tahriş olmasına sebep olur.</p>
<p>KOZMETİK ÜRÜN KULLANIRKEN BUNLARA DİKKAT EDİN!</p>
<p>Cilt tipine göre kozmatik: Öncelikle cilt tipine uygun kozmetik ürün seçilmeli. Kişi cilt analizini bir dermatologa yaptırmalıdır. Yağlı cilde sahip kişiler genellikle cildi kurutucu ve su bazlı ürün seçmesine karşılık, kuru cilt yapısındakiler alkol içermeyen nemlendirici ürünleri tercih etmelidir.</p>
<p>Göz çevresine ayrı krem: Göz çevresine o bölge için hazırlanmış ürün dışındaki kozmetiklerin uygulanmamasına önem verilmeli.</p>
<p>Aynı anda kullanmayın: Çok fazla kozmetik aynı anda uygulanmamalı.</p>
<p>Kapakları kapatın: Ürünlerin kapakları kapalı tutulmalı, havayla teması engellenmeli.</p>
<p>Son kullanma tarihine dikkat edin: Ürünlerin son kullanma tarihine dikkat edilmeli. Renk, kıvam, koku değişikliği olan ve son kullanma tarihi geçmiş ürünler kullanılmamalı.</p>
<p>Etiketi iyi okuyun: Kişi kozmetik ürünün içeriğinde bulunan bir maddeye karşı önceden reaksiyon göstermişse, yeni kozmetik seçiminde o maddenin bulunup bulunmadığına etiket bilgisine bakarak dikkat etmeli.</p>
<p>Enfeksiyona sürmeyin: Enfeksiyon varlığında kozmetikler o bölgeye uygulanmamalı.</p>
<p>Makyajla uyumayın: Makyaj çıkartılmadan yatılmamalı.</p>
<p>Kimseyle ortak kullanmayın: Kozmetiklerin başka biriyle ortak kullanılmamasına önem verilmelidir.</p>
<p>Yan etki varsa kullanmayın: Kozmetiklerden kaynaklanan herhangi bir istenmeyen etkiyle karşılaşıldığı zaman, hemen o ürünün kullanımı kesilmeli ve dermatoloji uzmanına başvurulmalı.</p>
<p>Kaynak : MİLLİYET GAZETESİ &#8211; Alintidir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/kozmetik-urunleri-kullanirken-nlere-dikkat-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalp Ameliyatindan Sonra Nelere Dikkat edilmeli</title>
		<link>http://www.sagliga.com/kalp-ameliyatindan-sonra-nelere-dikakt-edilmeli.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/kalp-ameliyatindan-sonra-nelere-dikakt-edilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2012 12:53:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sagligi]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatından çıktıktan sonra]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatından sonra ilk gün]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatından sonra ilk hafta]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatından sonra yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=878</guid>
		<description><![CDATA[Hastanedeki ilk Gün nasıl geçiyor ? Ameliyattan bir gün önce aç olarak gelen ve yatış işlemleri önceden yaptırmış hastalara kan, idrar tahlilleri, EKG, solunum fonksiyon testi ve röntgen filmi gibi tetkikler yapılır. doktor hastayı yatağında muayene eder. Ameliyat öncesi Anestezi değerlendirmesi de hastanın yatağında yapılır. Ameliyat ve yoğun bakım konusunda doktorlar hastayı bilgilendirir. Ameliyat öncesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/kalp-ameliyatindan-sonra-nelere-dikakt-edilmeli.html/kalp-ameliyati" rel="attachment wp-att-879"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/kalp-ameliyati-150x150.jpg" alt="" title="kalp-ameliyati" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-879" /></a><br />
<strong>Hastanedeki ilk Gün nasıl geçiyor ?<br />
Ameliyattan bir gün önce aç olarak gelen ve yatış işlemleri önceden yaptırmış hastalara kan, idrar tahlilleri, EKG, solunum fonksiyon testi ve röntgen filmi gibi tetkikler yapılır. doktor hastayı yatağında muayene eder. Ameliyat öncesi Anestezi değerlendirmesi de hastanın yatağında yapılır. Ameliyat ve yoğun bakım konusunda doktorlar hastayı bilgilendirir. Ameliyat öncesinde hasta tıraş edilir. Koroner Ameliyatları için boyundan Ayak ucuna kadar cinsel bölge ve kollar dahil tıraş edilirken, kapak ameliyatları için boyundan dizlere kadar tıraş edilmesi yeterlidir. Damar ameliyatları için göbekten ayak uçlarına kadar tıraş edilir. Tıraş sonrası duş yaptırılır ve hastanın vücuduna pudra veya losyon sürülür. Doktor tarafından başka şekilde belirtilmediyse Ameliyattan önceki akşam Saat 24′ten itibaren kesinlikle bir şey yenmemelidir. Ayrıca hastaya bağırsak temizliği için ilaç verilmesi veya lavman yapılması gerekebilir. Hastaya gece rahat uyuyabilmesi için sakinleştirici Haç verilir.</strong><br />
Kişi ne kadar Ameliyatta kalır ?<br />
Ameliyat süresi hastanın durumuna, seçilen cerrahi yönteme ve eşlik eden diğer cerrahi müdahalelere (kalp kapak hastalığı, tıkalı/daralmış boyun damarına müdahale gibi) göre ortalama olarak 2- 4 saat arasında değişir.<br />
<span id="more-878"></span><br />
Bypass Ameliyatı yapılması riskli kişiler var mı ? Kimler ?<br />
Normal koşullarda bir bypass Ameliyatında ölüm riski % 0.5-2 arasında değişir. Bazı hastalarda bu risk artar. Daha önce miyokardiyal enfarktüs (kalp krizi) geçirilmesi, daha önceden geçirilmiş kalp ameliyatı, kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarında bozukluk, çok ince çaplı ve birçok darlık içeren koroner arterler, böbrek, karaciğer, akciğer fonksiyon bozuklukları, ileri yaş, şeker hastalığı, pıhtılaşma bozuklukları gibi problemler ameliyat riskini az veya çok arttırırlar. Hastaları bu açıdan daha objektif olarak değerlendirmek amacıyla çeşitli “Risk Skorları’ geliştirilmiştir. Bu skorlamalarda hastaya ait her önemli faktör bir tabloda işaretlenerek toplam ağırlıklı risk değerleri hesaplanmaktadır. Günümüzde birçok merkez, bu skorlarlamaları kullanmaktadır. Örneğin, şu anda en yaygın kullanılan skor-lama sistemi “Euroscore” dur.<br />
Bypass’da kaç damar değiştirilebilir ?<br />
Bazen greft olarak kullanılan tek bir damar aynı koroner arterde birkaç darlığı birden veya farklı dalları bypass etmek için kullanılabilmektedir. Bu teknik kullanıldığı takdirde 5-7 damara kadar bypass yapılabilmektedir. Ancak, genel olarak bypass yapılan damar sayısı 2-4 arasında değişmektedir.<br />
Hasta ne kadar hastanede yatar ?<br />
Yine kullanılan ameliyat yöntemine göre değişmek üzere hastalar ameliyattan sonra 5-7 gün içinde taburcu edilebilmektedirler (yoğun bakımda kalış süresi bir veya iki gündür).<br />
Ağrısı, acısı olur mu ?<br />
Ameliyata bağlı olarak keşi yerlerinde ve sırtta geçici ağrılar olabilir. Bu ağrılar genellikle ağrı kesiciye yanıt verirler. Bunun dışında, bazı hastalarda göğüsten çıkartılan damar nedeniyle göğüs kemiğinin sol veya sağ kısmında ve damar çıkartılan bacakta diz Altından itibaren uyuşma, karıncalanma olabilir.<br />
Değişen damarlar vücudun nerelerinden alınıp kalbe gidiyor ?<br />
Bypass amacıyla kullanılacak damar vücudun değişik yerlerinden çıkartılabilir. En çok kullanılan göğüs içi arteri (internal mammariyal arter) damarlarıdır, ikinci sıklıkta bacaktan çıkartılan toplardamar (safen veni) kullanılır.<br />
Bunların dışında koldan (radiyal arter), mideden (gastroepiploik arter), karın adalesinden (epigastrik arter) çıkartılan atardamarlar da kullanılabilir.<br />
Seyrek olarak kullanılabilecek başka atardamarlar da vardır.<br />
Bu damarların çıkartılması, ilgili organların beslenmesini bozmaz. Hangi vaka ve damar için hangi greftin kullanılacağına cerrah karar verir.<br />
Ameliyat sonrası yaşam<br />
Ameliyat sonrası yoğun bakımda kalma süresi ortalama 1-3 gün arasındadır. Hastanede kalma süresi ise hastalığın seyri ve iyileşme durumuna göre 4-10 gün arasında değişir<br />
Ameliyat Günü neler olur ?<br />
Ameliyat Saati geldiğinde hastanın eğer varsa gözlükleri, takma dişleri ve diğer protezleri, iç çamaşırları ve ziynet eşyaları çıkartılarak yakınlarına teslim edilir. Hasta özel bir gömlek giydirilerek sedyeye alınır ve Ameliyathaneye götürülür. Hasta yakınları da kafeterya veya lobide bekleyerek ameliyatla ilgili bilgi alabilirler. Hastanın Ameliyathanede geçirdiği sürenin tamamı ameliyat süresi olmayıp öncesi ve sonrasındaki hazırlık sürelerini de içermektedir.<br />
Ameliyat sonrası yaşam nasıldır ?<br />
Hasta ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesine alınır. Anestetik ilaçların etkisi altındaki hastalar uyansalar bile başlangıçta ellerini, ayaklarını oynatamayabilirler. Bu kısa sürede düzelir. Etraftaki birçok cihaz ve alarm sesleriyle hasta kendisini alışkın olmadığı bir ortamda hissedebilir. Bu aşamada hasta, hemşireler tarafından bilgilendirilir ve sakin olması yönünde telkinde bulunulur.<br />
Ameliyat öncesinde ilaçları vermek için damar yollan ve kataterlcr yerleştirilecektir. Yine hasta uyandığında göğsünde tüpler olacaktır. Bunlar yoğun bakımdan çıkmadan Önce çıkarılır. Bu dönemde hastanın ağrı duymaması için ilaçlar verilir. Eğer ağrısı olursa hemşireye bildirmesi tavsiye edilir. Ameliyat öncesinde takılan sonda ile hastanın ayağa kalkmadan idrarını yapması sağlanacak ve böbrek fonksiyonları da takip altında olacaktır. Yoğun bakımda kalma süresi ortalama 1 – 3 gün arasındadır. Ancak herkesin hastalığı, iyileşme süresi ve tedaviye cevabı değişebilmektedir.<br />
Sürekli faaliyet içinde olan, ışıkların yandığı ortamda hasta zaman kavramını kaybedebilir.<br />
Özellikle geceleri zihin bulanıklığı ve sıkıntı hissedebilir, buna hazırlıklı olmaları gerekir. Bu durum geçicidir, özellikle de hasta odaya çıktığında hızla düzelir. Odada dinlendikçe normal uyku alışkanlığına tekrar döner ve halsizlik de ortadan kaybolur.<br />
Odaya çıktıktan sonra yaşam nasıl olur ?<br />
Hastanın ilk hareketleri yatak içerisinde ayaklarını toplayıp uzatma şeklinde olacaktır. Artık sondası da olmadığı için tuvalete gitmesi gerekir. Göğüs kemiğine yük vermemeye ve göğsü germemeye çalışmak önemlidir. Çünkü göğüs kemiğini çelik teller tutmaktadır. Bunun için özellikle ilk Günler hastanın yan yatması, yatıp kalkışlarında yanındakilerden yardım istemesi gerekmektedir. Yataktan kalkarken iki koluna da eşit yük vererek doğrulup yatakta dik oturması, yavaş hareketlerle bacaklarını yataktan sarkıtıp, birkaç Dakika böylece dinlendikten sonra yataktan yavaşça kalkması gerekir. Ani kalktığında hastanın başı dönebilir ve dengesini kaybedebilir. Yakın koltuk ve Sandalyeye geçmek için, birkaç dakika dinlendikten sonra ayağa kalkmak en güvenlisidir. Başlangıçta kısa olan yürüyüş mesafeleri hasta kendini iyi hissettikçe artacaktır. Hastanın yürürken dik durması, ağrıyı azaltmak için öne eğilmemesi gerekir. Ağrı varsa hemşireye bildirmesi şarttır.<br />
İlk Günlerden sonra yastık destekli hafif yan yatabilir. Özellikle kilolu, yaşlı ve şeker hastalarında yatak yaralarını önlemek için hastanın arada bir kalkması ve sırtını yataktan kaldırması gerekmektedir. Eğer hastanın ayaklarında şişlik oluyorsa, ayaklarını koltuk yüksekliğine kaldıracak şekilde, Altına destek koyarak uzatabilir.<br />
Kalbine kan dönüşüne yardımcı olması ve bacaklarında şişlik oluşmaması için Varis çorabı kullanması Önerilir. Doktor uygun çorabı hastaya reçete edecektir. Çorapların aşağı doğru kayarak toplanmasına izin verilmemelidir. Bu, bacaktaki toplardamarların kan dolaşımına engel olur. Gece yatarken çıkardığı çorabı sabah yataktan kalkmadan tekrar giymeli ve çorap varken kaymamak için mutlaka terlikle yürümelidir. Varis çorabını ameliyattan sonra 6 -8 hafta kullanması gerekebilir.<br />
Ameliyat sonrasında derin nefes alma egzersizleri yapmak, öksürüp balgam çıkarmaya çalışmak hastanın çabuk iyileşmesi için önemlidir. Öksürmenin, ameliyat yerine bir zararı yoktur. Bu sayede hasta ameliyat nedeniyle akciğerlerinde biriken salgılan atmış olur. Hava.yolları temizlenecek, akciğerdeki Hava kesecikleri açılacak, bu da muhtemel akciğer enfeksiyonlarını önleyecektir. Bol Su içmek veya Sıvı almak kolay balgam çıkarma ve böbrek fonksiyonlarının iyileşmesine yardımcı olacaktır.<br />
Ağrı ve rahatsızlık duydukları için öksürmekte zorlanan hastaların göğüslerine küçük bir yastıkla destek yaparak öksürmeye çalışmaları sağlanabilir.<br />
Ameliyat sonrası her hastada terleme ve ateş olabilir. Ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlarla bu sıkıntılar kontrol altına alınabilir ve 3- 4 gün içinde tamamen geçebilir.<br />
İlk günlerde hasta yumuşak bir bez veya süngerle vücudunu silebilir. Ameliyat yeri kuruyup kabuk bağladıktan sonra hasta yanında biri olmak şartıyla sabun veya vücut şampuanları ile ılık Suda duş şeklinde banyo yapabilir. Şeker hastaları hariç hastaların hızla iyileşmeleri için ilk 1 Ayda yiyeceklerinde herhangi bir kısıtlama yoktur. Ancak tansiyonu yüksek olan veya doktoru tarafından önerilen hastaların az Tuzlu yemeleri gereklidir. Küçük porsiyonlarda, sık aralıklarla yemek ve dengeli beslenmeye özen göstermek, iyileşmeyi hızlandıracaktır.<br />
Ameliyat sonrası dönemde uykusuzluk, can sıkıntısı, uykudan yüksekten düşüyormuş gibi aniden sıçrayarak uyanma, sinirlilik, tahammülsüzlük, kolay duygulanma, konsantrasyon<br />
bozukluğu, olayları dışarıdan izleme ve algılamada zorlanma gibi şikayetler olabilir. Bunlar anestetik ilaçlara ve yaşanan strese bağlıdır. Çoğunlukla 4-6 hafta içinde kendiliğinden geçer. Gerekirse doktor bazı ilaçlarla yardımcı olur.<br />
Odaya ziyaret saatlerinde ziyaretçi kabul edilebilir. Ancak ziyaretçilerin kalabalık olmamasına dikkat edin ve ziyaretin kısa sürede bitmesini sağlayın.<br />
Hastanede kalma süresi, hastalığın seyri ve iyileşme durumuna göre 4-10 gün arasında değişmektedir. Hastaneden çıkmadan önce geçici kalp pili telleri alınır, ilaçlar reçete edilir, hasta evdeki yaşantısı konusunda bilgilendirilir. Ayrıca kontrole geleceği tarih bildirilir ve kontrol sırasında yaptırılacak tetkikler için istek formları doldurulur. Raporu da içeren hasta çıkış raporu (epikriz) hastaneden çıkmadan hastaya teslim edilir.<br />
Hastaneden çıktıktan sonra yapmaması gereken şeyler var mı ?<br />
Göğüs kemiği kesilerek yapılan operasyonlarda en önemli hususlardan biri, yaklaşık iki Ay süresince hastanın sırtüstü yatması ve yatakta yana dönmemesidir.<br />
Bacaktan damar çıkartıldı ise ve doktor varis çorabı önerdi ise bu çorabın tarife uygun bir şekilde her gün giyilmesi (genellikle 6-8 hafta süreyle) önemlidir.<br />
İlk haftalarda ağır yük taşımamak gerekir.<br />
İlk 10 gün ziyaretçi kabul edilmemesi hasta için tercih edilecek bir önlem olmalıdır.<br />
Ameliyatlı hasta, işine ne zaman dönebilir, istediği sporu yapabilir mi, cinsel hayatı normale dönebilir mi? İstediği yemeği yiyebilir mi ?<br />
Yönteme ve hastanın durumuna göre değişmek üzere normal hayata geçiş belli bir süre alacaktır. Bu süreler hekim tarafından hastaya ameliyattan sonra söylenir.<br />
Genel olarak, bayanlar 6-8 haftadan önce ev işleri ve çocuk bakımı gibi konularda tam sorumluluk almamalıdır.<br />
Hafif tempolu işlerde çalışanlar 6′ncı haftadan sonra Günde 4 saati geçmemek kaydı ile çalışabilirler. Ağır işlerde çalışanlar 3 ay sonra işlerine dönebilirler. 6-8 hafta sonra Araba kullanmaya başlanabilir.<br />
Başarılı bir ameliyat sonrasında hastanın cinsel hayatında bir problem olmaması beklenir. Ancak, ilk 4-6 hafta cinsel ilişkinin kısıtlı olması önerilir.<br />
Hızlı bir iyileşme için, ilk günlerde (şeker hastalığı dışında) özel bir diyet kullanmamak daha uygundur. İlk kontrolden sonra kardiyolog veya diyetisyen tarafından diyet uygulamalarına başlanacaktır.<br />
Taburcu olduktan 15 gün sonra hasta sokakta düz yolda yürüyüş yapmaya başlayabilir.<br />
Yürüyüş mesafesi 4. hafta sonunda 1.5 km (30 dk), 6. hafta sonunda 2 km (45 dk.) ve 8. hafta sonunda 3 km (60 dk.) olmalıdır.<br />
Aşırı Sıcak ve soğuktan, ayrıca rüzgara karşı yürümekten sakınmak gerekir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/kalp-ameliyatindan-sonra-nelere-dikakt-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karpuzun Faydalari</title>
		<link>http://www.sagliga.com/karpuzun-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/karpuzun-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2012 20:06:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Karpuz]]></category>
		<category><![CDATA[karpuz faydalari]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi olan karpuzun sayısız faydasının olduğu bildirildi. Samsun Devlet Hastanesi Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, karpuzun yüzde 95&#8242;inin sudan oluşmasından dolayı bedeni temizleyici bir özelliği bulunduğunu söyledi. Karpuzun böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü, böbreklerdeki üre ve ürat tuzlarını temizlediğini ifade eden Dr. Dinççağ, ayrıca kum ve taştan yakınanların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi olan karpuzun sayısız faydasının olduğu bildirildi.</strong></p>
<p>Samsun Devlet Hastanesi Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, karpuzun yüzde 95&#8242;inin sudan oluşmasından dolayı bedeni temizleyici bir özelliği bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Karpuzun böbrekleri çalıştırdığını, idrar söktürdüğünü, böbreklerdeki üre ve ürat tuzlarını temizlediğini ifade eden Dr. Dinççağ, ayrıca kum ve taştan yakınanların da karpuzu es geçmemesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Karpuzun B ve C vitamini içerdiğini belirten Dr. M. Emin Dinççağ, &#8220;Az miktarda da olsa barındırdığı &#8216;likopen&#8217; Maddesi kalbi enfarktüs ihtimaline karşı koruyor. Karpuzun bu özelliklerinden yararlanmak için yemeklerden çok önce, mide boşken tüketmek gerekiyor. Çünkü yemek sonrasında yendiğinde sindirim güçlüğü yaşanabiliyor. Yüksek miktarda lif içeren karpuzun kalorisi de düşüktür. İlginç olan, karpuzun besin değerinin diğer birçok besinde olduğu gibi kabuğunda saklı olması. Bu nedenle olabildiğince kırmızı etli kısmın altındaki beyazımsı kısmı tüketilmeli.<br />
<span id="more-876"></span><br />
Karpuz bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliğiyle çeşitli Kanser türlerine karşı etkili olan beta karoten içerir. İçerdiği yüksek potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan Basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler ve Bağırsak Kanserini önlemede de rol oynar. Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan cucurbocitrin adlı maddeyle kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Yağ ve kolesterol içermediğinden ve kalorisi de düşük olduğundan yaz aylarında yapılan diyetlerde özel bir yeri vardır&#8221; dedi. (İHA)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/karpuzun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adana Sohbet Chat</title>
		<link>http://www.sagliga.com/adana-sohbet-chat.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/adana-sohbet-chat.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 21:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[mirc]]></category>
		<category><![CDATA[Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Adana arkadas]]></category>
		<category><![CDATA[Adana chat]]></category>
		<category><![CDATA[Adana ilceleri]]></category>
		<category><![CDATA[Adana sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Chat]]></category>
		<category><![CDATA[chet]]></category>
		<category><![CDATA[muhabbet]]></category>
		<category><![CDATA[sohpet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=873</guid>
		<description><![CDATA[Adana Aladağ, Ceyhan, Çukurova, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Sarıçam, Seyhan, Tufanbeyli, Yumurtalık, Yüreğir ilçelerinden oluşmaktadır. Adana Sohbet Chat Muhabbet Mirc Odalarina Asagidaki resme tikliyarak ulaşabilirsiniz. Adana ili Chet sohpet mRC odalarinda yeni dostluklar yeni arkadasliklar edinebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adana Aladağ, Ceyhan, Çukurova, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Sarıçam, Seyhan, Tufanbeyli, Yumurtalık, Yüreğir ilçelerinden oluşmaktadır.</p>
<p>Adana Sohbet Chat Muhabbet Mirc Odalarina Asagidaki resme tikliyarak ulaşabilirsiniz.</p>
<div id="attachment_21497" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://turkchat.muziksohbet.com" target="_blank"><img src="http://www.yerelsohbet.com/wp-content/uploads/sohbet-chat-300x163.jpg" alt="Adana sohbet chat muhabbet" title="sohbet-chat" width="300" height="163" class="size-medium wp-image-21497" /></a><p class="wp-caption-text">Adana sohbet chat muhabbet</p></div>
<p>Adana ili Chet sohpet mRC odalarinda yeni dostluklar yeni arkadasliklar edinebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/adana-sohbet-chat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dislerdeki Lekeler Nasil Temizlenir</title>
		<link>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agiz Dis Sagligi]]></category>
		<category><![CDATA[diş bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri nasıl temizlenir]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri neden oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[dis sagligi]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen diş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı diş lekeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Dişlerdeki lekeler nasıl temizlenir? Basit işlemlerle sorunu ortadan kaldırabilirsiniz Dişteki lekeler genellikle basit bir temizlik ile giderilebilir. Diş doktorları tarafından uygulanan diş taşı temizliği sonrasında polisaj denilen bir işlem uygulanır. Polisaj işlemi dişlerin üzerine özel bir macun uygulayarak bir lastik yardımıyla dişleri daha beyaz hale getirme işlemidir. Polisaj işlemi sonrasında dişlerdeki lekeler çıkmıyorsa ya çürük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dişlerdeki lekeler nasıl temizlenir?</p>
<p>Basit işlemlerle sorunu ortadan kaldırabilirsiniz</strong><br />
<a href="http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html/dis-lekeleri" rel="attachment wp-att-870"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/dis-lekeleri-150x150.jpg" alt="" title="dis-lekeleri" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-870" /></a><br />
Dişteki lekeler genellikle basit bir temizlik ile giderilebilir. Diş doktorları tarafından uygulanan diş taşı temizliği sonrasında polisaj denilen bir işlem uygulanır.</p>
<p>Polisaj işlemi dişlerin üzerine özel bir macun uygulayarak bir lastik yardımıyla dişleri daha beyaz hale getirme işlemidir. Polisaj işlemi sonrasında dişlerdeki lekeler çıkmıyorsa ya çürük vardır ya da diş lekesi derine işlemiştir.<br />
<span id="more-867"></span><a href="http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/disler" rel="attachment wp-att-864"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/disler-150x150.jpg" alt="" title="disler" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-864" /></a><br />
Dişin içine işlemiş lekeleri temizlemenin yolu da diş beyazlatmadır. Dişte leke oluşumunu engelleyen birçok diş macunu bulunmaktadır. Bu diş macunları düzenli kullanıldıklarında olumlu sonuç vermektedir.</p>
<p>Özellikle sigara içen kişilerin dişlerinde görülen sararmayı önleyici özellik taşıyan ürünler oldukça etkilidir. Ama temel prensip mutlaka öğünlerden sonra dişleri fırçalamaktır.</p>
<p>Özellikle kahve gibi kafein içeren içecekler dişler üzerinde leke bırakır. Milliyet’te de yer alan habere göre, diş macunu seçerken florürlü ve dişi koruyucu maddeler olanları seçmek gereklidir.</p>
<p>Dişi aşındırıcı öğeler içeren diş macunları kesinlikle kullanılmamalıdır. Diş ipi kullanmak da çok önemlidir. Dişin arasında kalan parçacıklar dişin çürümesine ve kalıcı renk değişimlerine neden olabilir. Küçük yaştan itibaren uygun diş ipi kullanmak ve diş etlerini acıtmamaya özen göstermek yararlı olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yirmi Yaş Dişleri</title>
		<link>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:21:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çene kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dişlerde sıkışıklık dolayısıyla şekil bozuklu]]></category>
		<category><![CDATA[gömülü yirmi yaş dişi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi yirmi yaş dişi çekilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[her yirmi yaş dişi çekilmeli midir]]></category>
		<category><![CDATA[ortodontik problemler]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi çekimi gereklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi kaynaklı kist]]></category>
		<category><![CDATA[yirmi yaş dişleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[Yirmi yaş dişi kâbusu! Yirmi yaş dişi, diğer bir isimle akıl dişi, birçok insan için korkutucu bir fenomendir. Genel popülasyonun çok büyük bir kısmı yirmi yaş dişlerinden sıkıntı yaşamakta ve dental kliniklere başvurmaktadır. Bu fenomen abartılıyor mu? Yoksa gerçekten korkulacak bir şey var mı? Bu biraz da bizim beklentilerimizle alakalı… Diş Hekimi Cansın Özgür, 20 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yirmi yaş dişi kâbusu!</p>
<p>Yirmi yaş dişi, diğer bir isimle akıl dişi, birçok insan için korkutucu bir fenomendir. Genel popülasyonun çok büyük bir kısmı yirmi yaş dişlerinden sıkıntı yaşamakta ve dental kliniklere başvurmaktadır. Bu fenomen abartılıyor mu? Yoksa gerçekten korkulacak bir şey var mı? Bu biraz da bizim beklentilerimizle alakalı…</strong><br />
<a href="http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/disler" rel="attachment wp-att-864"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/disler-287x300.jpg" alt="" title="disler" width="287" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-864" /></a><br />
Diş Hekimi Cansın Özgür, 20 yaş dişlerin doğru pozisyonda çıkması ve çevre dokulara zarar vermemesi halinde bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca olmadığını belirtiyor.</p>
<p>Yirmi yaş dişi, 7 yaşından 25 yaşına kadar gelişmektedir.  9 yaşında radyografilerde de görülmeye başlayan yirmi yaş dişi, 14 yaşında “kuron” denen üst bölgesinin oluşumu tamamlanır.<br />
<span id="more-863"></span><br />
16 yaşına gelindiğinde, kök oluşumunun %50’si tamamlanır. Bundan sonra çeneninde gelişimi ile beraber yirmi yaş dişi için yer oluşmaya başlar. 18 yaşında kök oluşumu tamamlanır. 24 yaşında, yirmi yaş dişlerinin %95’i bütün haraketlerini tamamlar. Bu aşamada diş ya çıkış yolunu takip edip sürmesini tamamlar, ya da farklı bir yöne doğru kendine çıkış yolu yaratmaya çalışır. Problemler, bu aşamaların herhangi birinde oluşabilir.</p>
<p>Farklı yöne çıkan, gömülü kalan veya herhangi bir patolojiye sebep olan bu yirmiyaş dişleri, neden normal seyirlerinde süremezler? Aslında bu durumu açıklamak için zaman içinde bir çok farklı açıklama yapılmıştır. Bunlardan bir kaçına örnek vermek gerekirse;<br />
Yirmi yaş dişlerinden birden fazla kök varsa bunların farklı süreçte gelişmesi dişlerin normal seyrinde sürmemesini sebep olabilmektedir.</p>
<p>Diğer bir sebep ise diş genişliklerinin fazla, fakat çenedeki alanın az olmasıdır. Buna bağlı olarak diş sürmesini tamamlayacağı alana ulaşamaz.<br />
Gelişim sırasında oluşan sıkıntılar da bu sebeplerin içinde sayılabilmektedir.</p>
<p>Peki her yirmi yaş dişi çekilmeli midir? Veya hangi yirmi yaş dişi çekilmelidir?</p>
<p>Maalesef gömülü yirmi yaş dişi, genelde hastalarda çok ciddi problemlere sebebiyet verir. Örnek vermek gerekirse,  yarı gömülü yirmi yaş dişinin çevresinde oluşan iltihapın (perikoronitis) sebep olduğu, çok ciddi ağrı tablosu</p>
<p>Çevre dişlerde çürük oluşumuna sebep olma<br />
Dişlerde sıkışıklık dolayısıyla şekil bozukluğuna yani ortodontik problemlere sebep olma<br />
Yirmi yaş dişi kaynaklı kist veya tümör oluşumuna zemin hazırlama<br />
Bulunduğu bölgedeki kemiği enfeksiyon benzeri oluşumlarla eritme<br />
Çene kırığına sebep olabilme</p>
<p>Açıklanamayan ağrı tablosu , yirmi yaş dişlerinin oluşturabildiği problemlerin başında gelmektedir. Ama bu bütün risklere rağmen biz “Bütün yirmi yaş dişleri çekilmelidir.” gibi bir tespit yapamayız.  Eğer bir yirmi yaş dişi sürmüşse ve aktif olarak kullanılıyorsa veya gömülü yirmi yaş dişi herhangi bir probleme ne hasta açısından ne de diş hekimi açısından neden olmuyorsa, çekimi zorunlu değildir.</p>
<p>Fakat gömülü olan bir yirmi yaş dişi ne yazık ki patlamaya hazır bir bomba gibidir. Yapmamız gereken altı aylık düzenli kontroller için diş hekimimize gitmemiz ve bu kontrollerde düzenli olarak yirmi yaş dişlerimizi net olarak gösteren radyografiler aldırmamızdır.</p>
<p>Yirmi yaş dişinin çekimine karar verilmesi durumunda, diş çekimi yapılacak alan sterilizasyon kurallarına uygun olarak hazırlanmalı, alana lokal anestezi uygulanmalı ve dişin çekimi cerrahi prensiplere göre uygun olarak yapılmalıdır.</p>
<p>Yirmi yaş dişi çekimi sırasında hastalarımızın en büyük korkusu, herhangi bir ağrıyı hissetme düşüncesidir. Lokal anesteziler, beyin ile çekim alanı arasındaki sinir iletilerini bloke ettikleri için böyle bir olasılık, doğru uygulanmış bir lokal anestezi ile mümkün değildir. Fakat dokunma ve baskı duyusu sadece genel anestezi ile bloke olduğundan, hasta dokunma ve baskı duyusunu hisseder. Bu, ağrıyla çok karıştırılan bir duyudur. Bu sebeple hastanın ve hekimin bunun ayrımına iyi varması gerekmektedir.</p>
<p>Yirmi yaş dişinin cerrahi çekimi sonrası, reçete edilen ilaçlar düzenli ve zamanında kullanılmalıdır. Ağıza gelen kan kesinlikle tükürülmemelidir. 24 saat süreyle  tütün ve tütün ürünleri tüketilmemelidir. Sıcak yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Operasyon sonrası o bölgeye yüzün dışından soğuk kompres uygulaması, operasyon sonra şişliği en aza indirecek bir durumdur.</p>
<p>Sonuç olarak düzenli Diş Hekimi kontrolü sizi bir çok sıkıntıdan erken teşhisle kurtaracaktır. Hastanın operasyon sonrası düzgün uygulacağı bir bakım en az doğru cerrahi teknik uygulanması kadar önemlidir. (Habertürk)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gripten Korunmak icin Oneriler</title>
		<link>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 19:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastaliklar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten korunma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk alginligi]]></category>
		<category><![CDATA[sumkurmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=860</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk algınlığı ve gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını belirten uzmanlar, bu hastalıklardan korunmak için yaşam tarzına dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Kış aylarında pencereler çoğunlukla kapalı tutulduğu, havalandırma kısıtlı yapıldığı ve kapalı mekanlarda geçirilen zaman fazla olduğu için grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı artıyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk algınlığı ve gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını belirten uzmanlar, bu hastalıklardan korunmak için yaşam tarzına dikkat etmek gerektiğini söylüyor.</strong></p>
<p>Kış aylarında pencereler çoğunlukla kapalı tutulduğu, havalandırma kısıtlı yapıldığı ve kapalı mekanlarda geçirilen zaman fazla olduğu için grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı artıyor.</p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını söyledi ve bu hastalıklardan korunmak için sık el yıkama alışkanlığı edinilmesi, koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketilmesi, her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yenilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p>Özturan, &#8221;Bazı ilaçlar ve tavsiyeler sizin kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamak amacıyla uygulanır. Bu nedenle korunma yöntemleri daha fazla önem kazanır&#8221; dedi.<br />
<span id="more-860"></span><br />
Özturan&#8217;ın verdiği bilgiye göre, soğuk algınlığı ve gripten koruyacak ve hastaları rahatlatacak 18 tavsiye şöyle:</p>
<p>SIK EL YIKAMA ALIŞKANLIĞI EDİNİN</p>
<p>-Ellerine hapşıran hastaların dokunduğu eşyalarda virüsler saatlerce ve hatta günlerce canlı kalabilir. Bu eşyalara dokunan sağlıklı bireylere virüsler bulaşabilir. Elinizi yıkama imkanınız yoksa el temizleyici spreyler kullanın.</p>
<p>-Yüz vücuda giriş olduğu için gözler, burun veya ağızla oynama veya dokunma alışkanlığından kaçının. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri, sıklıkla yüzle olan temasla bulaşabilir. Hapşırma sonrası ellerinizi yıkamadan önce gözlerinize veya ağzınıza dokunmayın. Bu kurala uyarak, aynı virüsle hastanın tekrar hastalanmasına engel olabilirsiniz.</p>
<p>-Burun akıntısını yutmayın, sümkürerek çıkarmaktan kaçınmayın. Bu sizin vücudunuzdan enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların atılma yoludur. İki burun deliğini birden tıkayarak sümkürmek, kulağa basınç artışına ve mikropların kulağa kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle her bir burun deliğini ayrı ayrı tıkayarak diğerinden sümkürme yapın. Hapşırma ve sümkürme esnasında kağıt mendil kullanın ve bu mendili bir çöp kutusuna atın. Kağıt mendil bulamadığınız takdirde sol elinizin dirseğine doğru hapşırın.</p>
<p>-Bol vitamin alın. Vitaminleri ilaç olarak almak yerine koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketerek sağlayın. C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalanmanıza engel olacak veya hastalandığınızda virüslere karşı bağışıklık sisteminize güçlü bir destek sağlayacaktır. Sebze ve meyve yeme imkanınız olmadığı takdirde vitamin hapları tavsiye edilebilir. Çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi mineraller de faydalıdır.</p>
<p>TAVUK SUYU ÇORBA İYİ GİDER</p>
<p>-Sıcak tavuk suyu çorba, hem sıvı hem de protein alımı için gayet faydalıdır. Çorbanın sıcaklığı burun ve boğaz şikayetlerini azaltır.</p>
<p>-Her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yemenin soğuk algınlığını yüzde 25 oranında azalttığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Yoğurdun içindeki faydalı bakterilerin vücudun soğuk algınlığı ve griple girdiği savaşta bağışıklık sistemiyle ilgili maddelerin üretimini uyararak, yararlı olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>SİGARA İÇMEYİN</p>
<p>-Burun ve akciğerlerimizi döşeyen örtünün üzerinde ince yapışkan bir sıvı tabakası vardır. Bu tabakayı hareket ettirerek temizliği sağlayan ve saniyede 10 defa hareket eden süpürge gibi tüyler bulunur. Sigara dumanı bu yapışkan sıvıda kurumaya, tüylerde felç meydana getirerek virüslerin temizlenmesine ve solunum yollarından uzaklaştırılmasına engel olur. Bir tek sigaranın içilmesiyle solunum yolu tüylerinde 30-40 dakika kadar felç meydana gelmektedir. Bilimsel çalışmalar sigara kullananların daha ağır ve daha sık soğuk algınlığına ve gribe yakalandıklarını göstermektedir. Sigara dumanı ile aynı mekanda bulunmak dahi tek başına bağışıklık sistemine zarar verebilmektedir.</p>
<p>-Alkol kullanımı bağışıklık sistemini çeşitli yollarla baskılar. Ağır alkol bağımlılarında enfeksiyonlar ve komplikasyonları daha sık meydana gelmektedir. Alkol, vücutta su kaybına da neden olarak zarar vermektedir.</p>
<p>-Grip mevsiminde kalabalık ortamlardan ve hastalanmış kişilerle yakın ilişkiden kaçının. Tokalaşma, sarılma ve öpüşme yerine Japonlar gibi başınız ile selamlaşın. Eğer onlarla tokalaşmak gibi bir temas zorunluluğu söz konusu olduğunda ilk fırsatta ellerinizi yıkayın.</p>
<p>-Hastalandığınızda vücudunuzun enerjisinin önemli bir kısmı bağışıklık sisteminin artan ihtiyacına verileceği için enerji sağlayan sağlıklı gıdalar alınız. Bal, enerji veren, öksürüğü rahatlatan ve mikropları öldürücü tesirleri olan bir gıdadır. Ağızdan alınan içeceklere bal eklenebilir. Ancak bal 1 yaşından küçük çocuklara verilmemelidir.</p>
<p>İYİ DİNLENİN</p>
<p>-Stres ve aşırı yorgunluk bağışıklık sistemini zayıflatan bir faktördür. Stresinizi azaltacak meditasyon, gevşeme egzersizleri ve istirahat yararlıdır. Akşamları erken yatarak bağışıklık sisteminizin hastalıkla mücadelesinde gerekli enerjiyi sağlamalısınız.</p>
<p>-Ateşiniz olmadığı sürece egzersizlerinizi ihmal etmeyin. Egzersiz vücut ısısını arttırarak vücudunuzu işgal etmiş olan mikropların tahrip edilmesine yardım eder. Egzersiz sırasında terleme ve bol sıvı alımı ile vücut sıvıları tazelenir, toksinler atılır. Düzenli egzersiz, vücudunuzda soğuk algınlığı ve grip virüsleri ile mücadele eden hücreleri arttırır.</p>
<p>GÜNDE EN AZ 8 BARDAK SU İÇİN</p>
<p>-Vücudunuzun günde 8 su bardağı suya ihtiyacı vardır. Hastalandığınızda en az bu kadar, tercihen daha fazla su içmelisiniz. Ilık su, zencefil, bal, limon, tarçın, adaçayı, ıhlamur, ekinezya çayı gibi içecekler yararlıdır. Süt ve sütlü içecekler vücut salgılarında koyulaşmaya neden olacağı için soğuk algınlığı veya grip durumunda içilmemelidir.</p>
<p>-Havanın durumuna göre terlemeyecek ve üşümeyecek şekilde giyiminizi ayarlayın. Serin ortamlarda başlık, bere, boğazlı kazak, yünlü çorap giyilebilir. Ilık ortamlarda fazla giysiler çıkarılmalıdır. Soğuğa maruz kalma ve/veya ıslanma bağışıklık sisteminde zayıflamaya neden olur. Eğer soğuğa maruz kaldıysanız veya yağmurla ıslandıysanız en kısa zamanda vücudunuzu ısıtmalı ve kurulanmalısınız. Buhar banyosu, sıcak bir hamam veya sauna ortamı çok yararlı olabilir.</p>
<p>7 GÜN SONRA ANTİBİYOTİK KULLANILABİLİR</p>
<p>-İlave bir yastık kullanmanız burun tıkanıklığınızı azaltarak, daha rahat bir uyku sağlayacaktır.</p>
<p>-Soğuk algınlığı ve grip hastalıkları virüsler tarafından meydana geldiği için antibiyotikler etkili değildir, kullanılmamalıdır. Antigripal ilaçlar alınabilir. Ancak 5-7 gün sonra durumunuz düzelmediği takdirde bakteriyel enfeksiyonlar gelişebildiği için antibiyotikler kullanılabilir.</p>
<p>-Grip aşısı her yıl kendini değişikliğe uğratan grip virüsüne karşı yeniden üretilen bir aşıdır. Eylül-Ekim ayları yapılması için en uygun bir zamandır. Kronik hastalığı, bağışıklık sistemi zayıf olanlara ve yaşlılara mutlaka yapılmalıdır.</p>
<p>-Soğuk algınlığı veya gripli durumda uçak yolculuğu sırasında özellikle inişte östaki tüpünün kulak basıncını dengeleyememesi nedeniyle ciddi kulak rahatsızlıkları meydana gelebilir.&#8221;</p>
<p>ntv</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyusturucu Bagimliligi Hakkinda bilgi</title>
		<link>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 14:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Saglikli Yasam]]></category>
		<category><![CDATA[LSD nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturu bağımlılığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu nasıl korunur.]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Esrar ; Sigara şeklinde içilmekte veya ağız yolu ile alınmaktadır . Bağımlılık gücü azda olsa , yaptığı kesindir. Sedatifler ; hipnotikler : Bağımlılık yapabilirler . Aslında yerinde kullanıldığında faydalı ilaçlardır . Ancak uzun süre , yüksek dozda alınması halinde zararlı olmaktadır. Bırakılmaları halinde sıkıntı , gerginlik , titreme , uyku bozukluğu , bulantı , kusma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html/uyusturucu-bagimliligi" rel="attachment wp-att-855"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/uyuşturucu-bagimliligi-150x150.jpg" alt="" title="uyuşturucu-bagimliligi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-855" /></a><br />
<strong>Esrar ; Sigara şeklinde içilmekte veya ağız yolu ile alınmaktadır . Bağımlılık gücü azda olsa , yaptığı kesindir.</p>
<p>Sedatifler ; hipnotikler : Bağımlılık yapabilirler . Aslında yerinde kullanıldığında faydalı ilaçlardır . Ancak uzun süre , yüksek dozda alınması halinde zararlı olmaktadır.</strong></p>
<p>Bırakılmaları halinde sıkıntı , gerginlik , titreme , uyku bozukluğu , bulantı , kusma ve idrak kusma olur.</p>
<p>Amfetaminler ; Sentetik ilaçlardır . Merkezi sinir sistemini uyarıcıdır. Uzun süre kulanımda bağımlılık yapar.<br />
<span id="more-854"></span><br />
Kokain ; Özellikle zengin batı ülkelerinde önemli bir meseledir.</p>
<p>Hallüsinojen maddeler ; LSD , meskalin gibi maddelerdir.</p>
<p>Eroin ; Kısa sürede bağımlılık yapar . Kandaki miktarı biraz azalınca gerginlik ve hoş olmayan bir duygu belirince ilacı alma ihtiyacı artar. İlaç alınınca ortaya çıkan rahatlama ile ilacı alma eğilimi kuvvetlenmiş olur. Bağım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ure hastaligina Sifali Bitkiler</title>
		<link>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 14:52:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı bitkilerle tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Üre]]></category>
		<category><![CDATA[Üre hastalığının tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ürenin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=850</guid>
		<description><![CDATA[ÜRE ! Malzemeler ; Kiraz çöpü Nar Ayrık otu Elma Vişne Hazırlanış ve kullanım reçetesi ; * Birer avuç kiraz çöpü ile ayrık otu yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir . Dinlendirilen sıvıdan , yarı oranında içmesuyuna karıştıralarak günde üç bardak ısıtılarak içilir. * Teadavi süresince sıkılarak elde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html/sifali-bitki" rel="attachment wp-att-851"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/sifali-bitki-150x150.jpg" alt="" title="sifali-bitki" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-851" /></a><br />
<strong>ÜRE !</p>
<p>Malzemeler ;<br />
Kiraz çöpü<br />
Nar<br />
Ayrık otu<br />
Elma<br />
Vişne<br />
Hazırlanış ve kullanım reçetesi ;</strong></p>
<p>* Birer avuç kiraz çöpü ile ayrık otu yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir . Dinlendirilen sıvıdan , yarı oranında içmesuyuna karıştıralarak günde üç bardak ısıtılarak içilir.</p>
<p>* Teadavi süresince sıkılarak elde edilen vişne suyu , hastaya bol bol içirtilir.<br />
<span id="more-850"></span><br />
* Tedavi süresinde sıkılarak elde edilen ekşi nar suyu , hastaya bol bol içirtilir.</p>
<p>* Tedavi süresince sıkılarak elde edilen ekşi elma suyu , hastaya bol bol içirtilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saglik Bakanliginin Verdigi Doktor Maaslari</title>
		<link>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 10:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[doktor maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim emekli maaşı tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) doktorlar için istediği sabit ücretleri yansıtmıştım. TTB 1. derecede klinik şefi için 8.833 TL, 1. derecede klinik şef yardımcısı için 8.375 TL, 1. derecede uzman doktor için 7.799 TL, 1. derecede doktor için 7.676 TL, 8. derecede doktor için 6.243 TL, 30 yıllık hizmet süresi olan uzman doktor için deemekli maaşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/doktor" rel="attachment wp-att-842"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/doktor-150x150.jpg" alt="" title="doktor" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-842" /></a><br />
<strong>Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) doktorlar için istediği sabit ücretleri yansıtmıştım. TTB 1. derecede klinik şefi için 8.833 TL, 1. derecede klinik şef yardımcısı için 8.375 TL, 1. derecede uzman doktor için 7.799 TL, 1. derecede doktor için 7.676 TL, 8. derecede doktor için 6.243 TL, 30 yıllık hizmet süresi olan uzman doktor için deemekli maaşı olarak 3.291 TL talep etmişti.<br />
Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Mehmet Ataseven, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ödenen doktor maaşlarını ve Tam Gün Yasası’na göre doktorlara yapılacak ilave emekli maaşlarını içeren bir açıklama gönderdi. Aynen sunuyorum:</strong><br />
<span id="more-841"></span><br />
<a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/maas_tablosu" rel="attachment wp-att-843"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/maas_tablosu-150x150.jpg" alt="" title="maas_tablosu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-843" /></a><br />
Döner sermaye maaşı kamuoyunda Tam Gün Kanunu olarak bilinen düzenleme ile 209 sayılı kanunun ek 3. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maaşın kaynağının döner sermaye olması dışında bildiğimiz maaşlardan herhangi bir farkı yoktur. Devlet genel bütçeden bir maaşı ne kadar ödemek zorundaysa döner sermayeden de aynı şekilde ödemek zorundadır. Zaten söz konusu düzenlemede, “Bu ödemeye hak kazanılmasında ve ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır” hükmü mevcuttur. Dolayısıyla hekimlerimize ödenen döner sermaye maaşları da tıpkı diğer maaşlar gibi her ayın on beşinde peşin olarak ve o ay çalışılıp çalışılmadığına bakılmaksızın ödenir.<br />
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi 1. derecedeki bir uzman hekim her ay düzenli bir şekilde toplam 3.182 TL maaş almaktadır. Aldığı maaşın toplam geliri içindeki oranı da yüzde 48’dir. Genel olarak hekimlerin aylık ortalama gelirlerinin yaklaşık olarak yarısı maaştan kalan, yarısı ise performansa dayalı ek ödemeden oluşmaktadır.<br />
<!--more--><br />
<a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/emekli_doktor_maaslari" rel="attachment wp-att-844"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/emekli_doktor_maaslari-150x150.jpg" alt="" title="emekli_doktor_maaslari" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-844" /></a><br />
Tam Gün Yasası’na göre doktorlara yapılacak ilave emekli maaşları:<br />
Yine Tam Gün Yasası’yla 5510 sayılı kanunda yapılan düzenleme ile ülkemizde sadece hekimlere özgü bir uygulama getirilerek döner sermaye maaşına paralel olarak emekli aylıklarının artırılması imkânı sağlanmıştır. Fakat bu düzenleme mevcut emeklileri kapsamamakta ve sadece yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çalışma sürelerine göre ek emeklilik maaşı getirmektedir.</p>
<p><strong>Fikret Bila</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

