<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sagliga.Com saglik Bilgisi Sagliga Haberler programlar</title>
	<atom:link href="http://www.sagliga.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sagliga.com</link>
	<description>Health Saglik Portaliniz Saglik Bilgisi Saglikla ilgili hersey</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 13:26:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Dislerdeki Lekeler Nasil Temizlenir</title>
		<link>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:24:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agiz Dis Sagligi]]></category>
		<category><![CDATA[diş bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri nasıl temizlenir]]></category>
		<category><![CDATA[diş lekeleri neden oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[dis sagligi]]></category>
		<category><![CDATA[geçmeyen diş lekeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kalıcı diş lekeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Dişlerdeki lekeler nasıl temizlenir? Basit işlemlerle sorunu ortadan kaldırabilirsiniz Dişteki lekeler genellikle basit bir temizlik ile giderilebilir. Diş doktorları tarafından uygulanan diş taşı temizliği sonrasında polisaj denilen bir işlem uygulanır. Polisaj işlemi dişlerin üzerine özel bir macun uygulayarak bir lastik yardımıyla dişleri daha beyaz hale getirme işlemidir. Polisaj işlemi sonrasında dişlerdeki lekeler çıkmıyorsa ya çürük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dişlerdeki lekeler nasıl temizlenir?</p>
<p>Basit işlemlerle sorunu ortadan kaldırabilirsiniz</strong><br />
<a href="http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html/dis-lekeleri" rel="attachment wp-att-870"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/dis-lekeleri-150x150.jpg" alt="" title="dis-lekeleri" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-870" /></a><br />
Dişteki lekeler genellikle basit bir temizlik ile giderilebilir. Diş doktorları tarafından uygulanan diş taşı temizliği sonrasında polisaj denilen bir işlem uygulanır.</p>
<p>Polisaj işlemi dişlerin üzerine özel bir macun uygulayarak bir lastik yardımıyla dişleri daha beyaz hale getirme işlemidir. Polisaj işlemi sonrasında dişlerdeki lekeler çıkmıyorsa ya çürük vardır ya da diş lekesi derine işlemiştir.<br />
<span id="more-867"></span><a href="http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/disler" rel="attachment wp-att-864"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/disler-150x150.jpg" alt="" title="disler" width="150" height="150" class="alignnone size-thumbnail wp-image-864" /></a><br />
Dişin içine işlemiş lekeleri temizlemenin yolu da diş beyazlatmadır. Dişte leke oluşumunu engelleyen birçok diş macunu bulunmaktadır. Bu diş macunları düzenli kullanıldıklarında olumlu sonuç vermektedir.</p>
<p>Özellikle sigara içen kişilerin dişlerinde görülen sararmayı önleyici özellik taşıyan ürünler oldukça etkilidir. Ama temel prensip mutlaka öğünlerden sonra dişleri fırçalamaktır.</p>
<p>Özellikle kahve gibi kafein içeren içecekler dişler üzerinde leke bırakır. Milliyet’te de yer alan habere göre, diş macunu seçerken florürlü ve dişi koruyucu maddeler olanları seçmek gereklidir.</p>
<p>Dişi aşındırıcı öğeler içeren diş macunları kesinlikle kullanılmamalıdır. Diş ipi kullanmak da çok önemlidir. Dişin arasında kalan parçacıklar dişin çürümesine ve kalıcı renk değişimlerine neden olabilir. Küçük yaştan itibaren uygun diş ipi kullanmak ve diş etlerini acıtmamaya özen göstermek yararlı olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/dislerdeki-lekeler-nasil-temizlenir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yirmi Yaş Dişleri</title>
		<link>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:21:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik]]></category>
		<category><![CDATA[Saglik Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Çene kırığı]]></category>
		<category><![CDATA[Dişlerde sıkışıklık dolayısıyla şekil bozuklu]]></category>
		<category><![CDATA[gömülü yirmi yaş dişi]]></category>
		<category><![CDATA[hangi yirmi yaş dişi çekilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[her yirmi yaş dişi çekilmeli midir]]></category>
		<category><![CDATA[ortodontik problemler]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi çekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi çekimi gereklimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yirmi yaş dişi kaynaklı kist]]></category>
		<category><![CDATA[yirmi yaş dişleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[Yirmi yaş dişi kâbusu! Yirmi yaş dişi, diğer bir isimle akıl dişi, birçok insan için korkutucu bir fenomendir. Genel popülasyonun çok büyük bir kısmı yirmi yaş dişlerinden sıkıntı yaşamakta ve dental kliniklere başvurmaktadır. Bu fenomen abartılıyor mu? Yoksa gerçekten korkulacak bir şey var mı? Bu biraz da bizim beklentilerimizle alakalı… Diş Hekimi Cansın Özgür, 20 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yirmi yaş dişi kâbusu!</p>
<p>Yirmi yaş dişi, diğer bir isimle akıl dişi, birçok insan için korkutucu bir fenomendir. Genel popülasyonun çok büyük bir kısmı yirmi yaş dişlerinden sıkıntı yaşamakta ve dental kliniklere başvurmaktadır. Bu fenomen abartılıyor mu? Yoksa gerçekten korkulacak bir şey var mı? Bu biraz da bizim beklentilerimizle alakalı…</strong><br />
<a href="http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/disler" rel="attachment wp-att-864"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/disler-287x300.jpg" alt="" title="disler" width="287" height="300" class="alignnone size-medium wp-image-864" /></a><br />
Diş Hekimi Cansın Özgür, 20 yaş dişlerin doğru pozisyonda çıkması ve çevre dokulara zarar vermemesi halinde bu dişin yerinde kalmasında bir sakınca olmadığını belirtiyor.</p>
<p>Yirmi yaş dişi, 7 yaşından 25 yaşına kadar gelişmektedir.  9 yaşında radyografilerde de görülmeye başlayan yirmi yaş dişi, 14 yaşında “kuron” denen üst bölgesinin oluşumu tamamlanır.<br />
<span id="more-863"></span><br />
16 yaşına gelindiğinde, kök oluşumunun %50’si tamamlanır. Bundan sonra çeneninde gelişimi ile beraber yirmi yaş dişi için yer oluşmaya başlar. 18 yaşında kök oluşumu tamamlanır. 24 yaşında, yirmi yaş dişlerinin %95’i bütün haraketlerini tamamlar. Bu aşamada diş ya çıkış yolunu takip edip sürmesini tamamlar, ya da farklı bir yöne doğru kendine çıkış yolu yaratmaya çalışır. Problemler, bu aşamaların herhangi birinde oluşabilir.</p>
<p>Farklı yöne çıkan, gömülü kalan veya herhangi bir patolojiye sebep olan bu yirmiyaş dişleri, neden normal seyirlerinde süremezler? Aslında bu durumu açıklamak için zaman içinde bir çok farklı açıklama yapılmıştır. Bunlardan bir kaçına örnek vermek gerekirse;<br />
Yirmi yaş dişlerinden birden fazla kök varsa bunların farklı süreçte gelişmesi dişlerin normal seyrinde sürmemesini sebep olabilmektedir.</p>
<p>Diğer bir sebep ise diş genişliklerinin fazla, fakat çenedeki alanın az olmasıdır. Buna bağlı olarak diş sürmesini tamamlayacağı alana ulaşamaz.<br />
Gelişim sırasında oluşan sıkıntılar da bu sebeplerin içinde sayılabilmektedir.</p>
<p>Peki her yirmi yaş dişi çekilmeli midir? Veya hangi yirmi yaş dişi çekilmelidir?</p>
<p>Maalesef gömülü yirmi yaş dişi, genelde hastalarda çok ciddi problemlere sebebiyet verir. Örnek vermek gerekirse,  yarı gömülü yirmi yaş dişinin çevresinde oluşan iltihapın (perikoronitis) sebep olduğu, çok ciddi ağrı tablosu</p>
<p>Çevre dişlerde çürük oluşumuna sebep olma<br />
Dişlerde sıkışıklık dolayısıyla şekil bozukluğuna yani ortodontik problemlere sebep olma<br />
Yirmi yaş dişi kaynaklı kist veya tümör oluşumuna zemin hazırlama<br />
Bulunduğu bölgedeki kemiği enfeksiyon benzeri oluşumlarla eritme<br />
Çene kırığına sebep olabilme</p>
<p>Açıklanamayan ağrı tablosu , yirmi yaş dişlerinin oluşturabildiği problemlerin başında gelmektedir. Ama bu bütün risklere rağmen biz “Bütün yirmi yaş dişleri çekilmelidir.” gibi bir tespit yapamayız.  Eğer bir yirmi yaş dişi sürmüşse ve aktif olarak kullanılıyorsa veya gömülü yirmi yaş dişi herhangi bir probleme ne hasta açısından ne de diş hekimi açısından neden olmuyorsa, çekimi zorunlu değildir.</p>
<p>Fakat gömülü olan bir yirmi yaş dişi ne yazık ki patlamaya hazır bir bomba gibidir. Yapmamız gereken altı aylık düzenli kontroller için diş hekimimize gitmemiz ve bu kontrollerde düzenli olarak yirmi yaş dişlerimizi net olarak gösteren radyografiler aldırmamızdır.</p>
<p>Yirmi yaş dişinin çekimine karar verilmesi durumunda, diş çekimi yapılacak alan sterilizasyon kurallarına uygun olarak hazırlanmalı, alana lokal anestezi uygulanmalı ve dişin çekimi cerrahi prensiplere göre uygun olarak yapılmalıdır.</p>
<p>Yirmi yaş dişi çekimi sırasında hastalarımızın en büyük korkusu, herhangi bir ağrıyı hissetme düşüncesidir. Lokal anesteziler, beyin ile çekim alanı arasındaki sinir iletilerini bloke ettikleri için böyle bir olasılık, doğru uygulanmış bir lokal anestezi ile mümkün değildir. Fakat dokunma ve baskı duyusu sadece genel anestezi ile bloke olduğundan, hasta dokunma ve baskı duyusunu hisseder. Bu, ağrıyla çok karıştırılan bir duyudur. Bu sebeple hastanın ve hekimin bunun ayrımına iyi varması gerekmektedir.</p>
<p>Yirmi yaş dişinin cerrahi çekimi sonrası, reçete edilen ilaçlar düzenli ve zamanında kullanılmalıdır. Ağıza gelen kan kesinlikle tükürülmemelidir. 24 saat süreyle  tütün ve tütün ürünleri tüketilmemelidir. Sıcak yiyecek ve içeceklerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Operasyon sonrası o bölgeye yüzün dışından soğuk kompres uygulaması, operasyon sonra şişliği en aza indirecek bir durumdur.</p>
<p>Sonuç olarak düzenli Diş Hekimi kontrolü sizi bir çok sıkıntıdan erken teşhisle kurtaracaktır. Hastanın operasyon sonrası düzgün uygulacağı bir bakım en az doğru cerrahi teknik uygulanması kadar önemlidir. (Habertürk)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/yirmi-yas-disleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gripten Korunmak icin Oneriler</title>
		<link>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 19:30:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastaliklar]]></category>
		<category><![CDATA[grip]]></category>
		<category><![CDATA[gripten korunma]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk alginligi]]></category>
		<category><![CDATA[sumkurmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=860</guid>
		<description><![CDATA[Soğuk algınlığı ve gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını belirten uzmanlar, bu hastalıklardan korunmak için yaşam tarzına dikkat etmek gerektiğini söylüyor. Kış aylarında pencereler çoğunlukla kapalı tutulduğu, havalandırma kısıtlı yapıldığı ve kapalı mekanlarda geçirilen zaman fazla olduğu için grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı artıyor. KBB Uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Soğuk algınlığı ve gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını belirten uzmanlar, bu hastalıklardan korunmak için yaşam tarzına dikkat etmek gerektiğini söylüyor.</strong></p>
<p>Kış aylarında pencereler çoğunlukla kapalı tutulduğu, havalandırma kısıtlı yapıldığı ve kapalı mekanlarda geçirilen zaman fazla olduğu için grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı artıyor.</p>
<p>KBB Uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını söyledi ve bu hastalıklardan korunmak için sık el yıkama alışkanlığı edinilmesi, koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketilmesi, her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yenilmesi önerisinde bulundu.</p>
<p>Özturan, &#8221;Bazı ilaçlar ve tavsiyeler sizin kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlamak amacıyla uygulanır. Bu nedenle korunma yöntemleri daha fazla önem kazanır&#8221; dedi.<br />
<span id="more-860"></span><br />
Özturan&#8217;ın verdiği bilgiye göre, soğuk algınlığı ve gripten koruyacak ve hastaları rahatlatacak 18 tavsiye şöyle:</p>
<p>SIK EL YIKAMA ALIŞKANLIĞI EDİNİN</p>
<p>-Ellerine hapşıran hastaların dokunduğu eşyalarda virüsler saatlerce ve hatta günlerce canlı kalabilir. Bu eşyalara dokunan sağlıklı bireylere virüsler bulaşabilir. Elinizi yıkama imkanınız yoksa el temizleyici spreyler kullanın.</p>
<p>-Yüz vücuda giriş olduğu için gözler, burun veya ağızla oynama veya dokunma alışkanlığından kaçının. Soğuk algınlığı ve grip virüsleri, sıklıkla yüzle olan temasla bulaşabilir. Hapşırma sonrası ellerinizi yıkamadan önce gözlerinize veya ağzınıza dokunmayın. Bu kurala uyarak, aynı virüsle hastanın tekrar hastalanmasına engel olabilirsiniz.</p>
<p>-Burun akıntısını yutmayın, sümkürerek çıkarmaktan kaçınmayın. Bu sizin vücudunuzdan enfeksiyona neden olan mikroorganizmaların atılma yoludur. İki burun deliğini birden tıkayarak sümkürmek, kulağa basınç artışına ve mikropların kulağa kaçmasına neden olabilir. Bu nedenle her bir burun deliğini ayrı ayrı tıkayarak diğerinden sümkürme yapın. Hapşırma ve sümkürme esnasında kağıt mendil kullanın ve bu mendili bir çöp kutusuna atın. Kağıt mendil bulamadığınız takdirde sol elinizin dirseğine doğru hapşırın.</p>
<p>-Bol vitamin alın. Vitaminleri ilaç olarak almak yerine koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketerek sağlayın. C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirerek hastalanmanıza engel olacak veya hastalandığınızda virüslere karşı bağışıklık sisteminize güçlü bir destek sağlayacaktır. Sebze ve meyve yeme imkanınız olmadığı takdirde vitamin hapları tavsiye edilebilir. Çinko, kalsiyum, magnezyum ve demir gibi mineraller de faydalıdır.</p>
<p>TAVUK SUYU ÇORBA İYİ GİDER</p>
<p>-Sıcak tavuk suyu çorba, hem sıvı hem de protein alımı için gayet faydalıdır. Çorbanın sıcaklığı burun ve boğaz şikayetlerini azaltır.</p>
<p>-Her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yemenin soğuk algınlığını yüzde 25 oranında azalttığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Yoğurdun içindeki faydalı bakterilerin vücudun soğuk algınlığı ve griple girdiği savaşta bağışıklık sistemiyle ilgili maddelerin üretimini uyararak, yararlı olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>SİGARA İÇMEYİN</p>
<p>-Burun ve akciğerlerimizi döşeyen örtünün üzerinde ince yapışkan bir sıvı tabakası vardır. Bu tabakayı hareket ettirerek temizliği sağlayan ve saniyede 10 defa hareket eden süpürge gibi tüyler bulunur. Sigara dumanı bu yapışkan sıvıda kurumaya, tüylerde felç meydana getirerek virüslerin temizlenmesine ve solunum yollarından uzaklaştırılmasına engel olur. Bir tek sigaranın içilmesiyle solunum yolu tüylerinde 30-40 dakika kadar felç meydana gelmektedir. Bilimsel çalışmalar sigara kullananların daha ağır ve daha sık soğuk algınlığına ve gribe yakalandıklarını göstermektedir. Sigara dumanı ile aynı mekanda bulunmak dahi tek başına bağışıklık sistemine zarar verebilmektedir.</p>
<p>-Alkol kullanımı bağışıklık sistemini çeşitli yollarla baskılar. Ağır alkol bağımlılarında enfeksiyonlar ve komplikasyonları daha sık meydana gelmektedir. Alkol, vücutta su kaybına da neden olarak zarar vermektedir.</p>
<p>-Grip mevsiminde kalabalık ortamlardan ve hastalanmış kişilerle yakın ilişkiden kaçının. Tokalaşma, sarılma ve öpüşme yerine Japonlar gibi başınız ile selamlaşın. Eğer onlarla tokalaşmak gibi bir temas zorunluluğu söz konusu olduğunda ilk fırsatta ellerinizi yıkayın.</p>
<p>-Hastalandığınızda vücudunuzun enerjisinin önemli bir kısmı bağışıklık sisteminin artan ihtiyacına verileceği için enerji sağlayan sağlıklı gıdalar alınız. Bal, enerji veren, öksürüğü rahatlatan ve mikropları öldürücü tesirleri olan bir gıdadır. Ağızdan alınan içeceklere bal eklenebilir. Ancak bal 1 yaşından küçük çocuklara verilmemelidir.</p>
<p>İYİ DİNLENİN</p>
<p>-Stres ve aşırı yorgunluk bağışıklık sistemini zayıflatan bir faktördür. Stresinizi azaltacak meditasyon, gevşeme egzersizleri ve istirahat yararlıdır. Akşamları erken yatarak bağışıklık sisteminizin hastalıkla mücadelesinde gerekli enerjiyi sağlamalısınız.</p>
<p>-Ateşiniz olmadığı sürece egzersizlerinizi ihmal etmeyin. Egzersiz vücut ısısını arttırarak vücudunuzu işgal etmiş olan mikropların tahrip edilmesine yardım eder. Egzersiz sırasında terleme ve bol sıvı alımı ile vücut sıvıları tazelenir, toksinler atılır. Düzenli egzersiz, vücudunuzda soğuk algınlığı ve grip virüsleri ile mücadele eden hücreleri arttırır.</p>
<p>GÜNDE EN AZ 8 BARDAK SU İÇİN</p>
<p>-Vücudunuzun günde 8 su bardağı suya ihtiyacı vardır. Hastalandığınızda en az bu kadar, tercihen daha fazla su içmelisiniz. Ilık su, zencefil, bal, limon, tarçın, adaçayı, ıhlamur, ekinezya çayı gibi içecekler yararlıdır. Süt ve sütlü içecekler vücut salgılarında koyulaşmaya neden olacağı için soğuk algınlığı veya grip durumunda içilmemelidir.</p>
<p>-Havanın durumuna göre terlemeyecek ve üşümeyecek şekilde giyiminizi ayarlayın. Serin ortamlarda başlık, bere, boğazlı kazak, yünlü çorap giyilebilir. Ilık ortamlarda fazla giysiler çıkarılmalıdır. Soğuğa maruz kalma ve/veya ıslanma bağışıklık sisteminde zayıflamaya neden olur. Eğer soğuğa maruz kaldıysanız veya yağmurla ıslandıysanız en kısa zamanda vücudunuzu ısıtmalı ve kurulanmalısınız. Buhar banyosu, sıcak bir hamam veya sauna ortamı çok yararlı olabilir.</p>
<p>7 GÜN SONRA ANTİBİYOTİK KULLANILABİLİR</p>
<p>-İlave bir yastık kullanmanız burun tıkanıklığınızı azaltarak, daha rahat bir uyku sağlayacaktır.</p>
<p>-Soğuk algınlığı ve grip hastalıkları virüsler tarafından meydana geldiği için antibiyotikler etkili değildir, kullanılmamalıdır. Antigripal ilaçlar alınabilir. Ancak 5-7 gün sonra durumunuz düzelmediği takdirde bakteriyel enfeksiyonlar gelişebildiği için antibiyotikler kullanılabilir.</p>
<p>-Grip aşısı her yıl kendini değişikliğe uğratan grip virüsüne karşı yeniden üretilen bir aşıdır. Eylül-Ekim ayları yapılması için en uygun bir zamandır. Kronik hastalığı, bağışıklık sistemi zayıf olanlara ve yaşlılara mutlaka yapılmalıdır.</p>
<p>-Soğuk algınlığı veya gripli durumda uçak yolculuğu sırasında özellikle inişte östaki tüpünün kulak basıncını dengeleyememesi nedeniyle ciddi kulak rahatsızlıkları meydana gelebilir.&#8221;</p>
<p>ntv</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/gripten-korunmak-icin-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyusturucu Bagimliligi Hakkinda bilgi</title>
		<link>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 14:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Saglik Bilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Saglikli Yasam]]></category>
		<category><![CDATA[LSD nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturu bağımlılığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu nasıl korunur.]]></category>
		<category><![CDATA[Uyuşturucu nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[Esrar ; Sigara şeklinde içilmekte veya ağız yolu ile alınmaktadır . Bağımlılık gücü azda olsa , yaptığı kesindir. Sedatifler ; hipnotikler : Bağımlılık yapabilirler . Aslında yerinde kullanıldığında faydalı ilaçlardır . Ancak uzun süre , yüksek dozda alınması halinde zararlı olmaktadır. Bırakılmaları halinde sıkıntı , gerginlik , titreme , uyku bozukluğu , bulantı , kusma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html/uyusturucu-bagimliligi" rel="attachment wp-att-855"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/uyuşturucu-bagimliligi-150x150.jpg" alt="" title="uyuşturucu-bagimliligi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-855" /></a><br />
<strong>Esrar ; Sigara şeklinde içilmekte veya ağız yolu ile alınmaktadır . Bağımlılık gücü azda olsa , yaptığı kesindir.</p>
<p>Sedatifler ; hipnotikler : Bağımlılık yapabilirler . Aslında yerinde kullanıldığında faydalı ilaçlardır . Ancak uzun süre , yüksek dozda alınması halinde zararlı olmaktadır.</strong></p>
<p>Bırakılmaları halinde sıkıntı , gerginlik , titreme , uyku bozukluğu , bulantı , kusma ve idrak kusma olur.</p>
<p>Amfetaminler ; Sentetik ilaçlardır . Merkezi sinir sistemini uyarıcıdır. Uzun süre kulanımda bağımlılık yapar.<br />
<span id="more-854"></span><br />
Kokain ; Özellikle zengin batı ülkelerinde önemli bir meseledir.</p>
<p>Hallüsinojen maddeler ; LSD , meskalin gibi maddelerdir.</p>
<p>Eroin ; Kısa sürede bağımlılık yapar . Kandaki miktarı biraz azalınca gerginlik ve hoş olmayan bir duygu belirince ilacı alma ihtiyacı artar. İlaç alınınca ortaya çıkan rahatlama ile ilacı alma eğilimi kuvvetlenmiş olur. Bağım</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/uysuturucu-bagimliligi-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ure hastaligina Sifali Bitkiler</title>
		<link>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Dec 2011 14:52:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı bitkilerle tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Üre]]></category>
		<category><![CDATA[Üre hastalığının tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ürenin tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=850</guid>
		<description><![CDATA[ÜRE ! Malzemeler ; Kiraz çöpü Nar Ayrık otu Elma Vişne Hazırlanış ve kullanım reçetesi ; * Birer avuç kiraz çöpü ile ayrık otu yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir . Dinlendirilen sıvıdan , yarı oranında içmesuyuna karıştıralarak günde üç bardak ısıtılarak içilir. * Teadavi süresince sıkılarak elde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html/sifali-bitki" rel="attachment wp-att-851"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/sifali-bitki-150x150.jpg" alt="" title="sifali-bitki" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-851" /></a><br />
<strong>ÜRE !</p>
<p>Malzemeler ;<br />
Kiraz çöpü<br />
Nar<br />
Ayrık otu<br />
Elma<br />
Vişne<br />
Hazırlanış ve kullanım reçetesi ;</strong></p>
<p>* Birer avuç kiraz çöpü ile ayrık otu yirmi dakika süreyle suda kaynatılır. Süzülerek elde edilen sıvı bir kaba doldurularak dinlendirilir . Dinlendirilen sıvıdan , yarı oranında içmesuyuna karıştıralarak günde üç bardak ısıtılarak içilir.</p>
<p>* Teadavi süresince sıkılarak elde edilen vişne suyu , hastaya bol bol içirtilir.<br />
<span id="more-850"></span><br />
* Tedavi süresinde sıkılarak elde edilen ekşi nar suyu , hastaya bol bol içirtilir.</p>
<p>* Tedavi süresince sıkılarak elde edilen ekşi elma suyu , hastaya bol bol içirtilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/ure-hastaligina-sifali-bitkiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saglik Bakanliginin Verdigi Doktor Maaslari</title>
		<link>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2011 10:05:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[doktor maaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Hekim emekli maaşı tablosu]]></category>
		<category><![CDATA[maaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) doktorlar için istediği sabit ücretleri yansıtmıştım. TTB 1. derecede klinik şefi için 8.833 TL, 1. derecede klinik şef yardımcısı için 8.375 TL, 1. derecede uzman doktor için 7.799 TL, 1. derecede doktor için 7.676 TL, 8. derecede doktor için 6.243 TL, 30 yıllık hizmet süresi olan uzman doktor için deemekli maaşı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/doktor" rel="attachment wp-att-842"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/doktor-150x150.jpg" alt="" title="doktor" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-842" /></a><br />
<strong>Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) doktorlar için istediği sabit ücretleri yansıtmıştım. TTB 1. derecede klinik şefi için 8.833 TL, 1. derecede klinik şef yardımcısı için 8.375 TL, 1. derecede uzman doktor için 7.799 TL, 1. derecede doktor için 7.676 TL, 8. derecede doktor için 6.243 TL, 30 yıllık hizmet süresi olan uzman doktor için deemekli maaşı olarak 3.291 TL talep etmişti.<br />
Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Mehmet Ataseven, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde ödenen doktor maaşlarını ve Tam Gün Yasası’na göre doktorlara yapılacak ilave emekli maaşlarını içeren bir açıklama gönderdi. Aynen sunuyorum:</strong><br />
<span id="more-841"></span><br />
<a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/maas_tablosu" rel="attachment wp-att-843"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/maas_tablosu-150x150.jpg" alt="" title="maas_tablosu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-843" /></a><br />
Döner sermaye maaşı kamuoyunda Tam Gün Kanunu olarak bilinen düzenleme ile 209 sayılı kanunun ek 3. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maaşın kaynağının döner sermaye olması dışında bildiğimiz maaşlardan herhangi bir farkı yoktur. Devlet genel bütçeden bir maaşı ne kadar ödemek zorundaysa döner sermayeden de aynı şekilde ödemek zorundadır. Zaten söz konusu düzenlemede, “Bu ödemeye hak kazanılmasında ve ödenmesinde aylıklara ilişkin hükümler uygulanır” hükmü mevcuttur. Dolayısıyla hekimlerimize ödenen döner sermaye maaşları da tıpkı diğer maaşlar gibi her ayın on beşinde peşin olarak ve o ay çalışılıp çalışılmadığına bakılmaksızın ödenir.<br />
Yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi 1. derecedeki bir uzman hekim her ay düzenli bir şekilde toplam 3.182 TL maaş almaktadır. Aldığı maaşın toplam geliri içindeki oranı da yüzde 48’dir. Genel olarak hekimlerin aylık ortalama gelirlerinin yaklaşık olarak yarısı maaştan kalan, yarısı ise performansa dayalı ek ödemeden oluşmaktadır.<br />
<!--more--><br />
<a href="http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/emekli_doktor_maaslari" rel="attachment wp-att-844"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/emekli_doktor_maaslari-150x150.jpg" alt="" title="emekli_doktor_maaslari" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-844" /></a><br />
Tam Gün Yasası’na göre doktorlara yapılacak ilave emekli maaşları:<br />
Yine Tam Gün Yasası’yla 5510 sayılı kanunda yapılan düzenleme ile ülkemizde sadece hekimlere özgü bir uygulama getirilerek döner sermaye maaşına paralel olarak emekli aylıklarının artırılması imkânı sağlanmıştır. Fakat bu düzenleme mevcut emeklileri kapsamamakta ve sadece yürürlüğe girdiği tarihten itibaren çalışma sürelerine göre ek emeklilik maaşı getirmektedir.</p>
<p><strong>Fikret Bila</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/saglik-bakanliginin-verdigi-doktor-maaslari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emzirirkende Kiolardan Kurtulabilirsiniz</title>
		<link>http://www.sagliga.com/emzirirkende-kiolardan-kurtulabilirsiniz.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/emzirirkende-kiolardan-kurtulabilirsiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 18:46:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[anne-bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[de]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Emzirirken]]></category>
		<category><![CDATA[emzirme]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[kilolardan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtulabiliriz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=837</guid>
		<description><![CDATA[Doğru beslendiğiniz takdirde hem bebeğinizi emzirebilir, hem de aldığınız kiloları verebilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Rabia Yurdagül, emzirme döneminde beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı! Anne yeteri kadar süt üretebilmek için doğru beslenmeli! Hamilelik dönemindeki beslenme bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için ne derece önemli ise, emziklilik dönemindeki beslenme de o derece önemlidir. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/emzirirkende-kiolardan-kurtulabilirsiniz.html/bayan-beslenme" rel="attachment wp-att-838"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/bayan-beslenme-150x150.jpg" alt="" title="bayan-beslenme" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-838" /></a><br />
<strong>Doğru beslendiğiniz takdirde hem bebeğinizi emzirebilir, hem de aldığınız kiloları verebilirsiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Rabia Yurdagül, emzirme döneminde beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattı!</strong></p>
<p>Anne yeteri kadar süt üretebilmek için doğru beslenmeli!<br />
Hamilelik dönemindeki beslenme bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi için ne derece önemli ise, emziklilik dönemindeki beslenme de o derece önemlidir. Bir bebeğin büyüme ve gelişme döneminde alması gereken en önemli besin anne sütüdür ve annenin yeterli miktarda ve nitelikte süt üretebilmek için beslenme şekline özellikle dikkat etmesi gerekir. Büyümenin çok hızlı olduğu yeni doğan döneminde bebeğin hayatındaki en önemli konu beslenme iken, annenin günlük tükettiği besinlerin çeşit ve miktarı, vücut depo düzeyi, psikolojik durumu gibi etmenler süt miktarını ve kalitesini etkiler. Bu nedenle annenin salgıladığı sütün yeterliliğini ve verimliliğini artırarak bebeğinin normal büyüme ve gelişmesini sağlamak emzirme sürecin temel amacıdır. Anne sütü, bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan bir doğa harikasıdır. Bebeklerin büyüme ve gelişmelerini en iyi şekilde sağlamanın yanında, onları özellikle ishal olmak üzere pek çok bulaşıcı hastalıktan, kansızlıktan ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek hastalıklardan korur. Ayrıca anne ve bebek arasında psikolojik bir bağın kurulmasına aracı olur.<br />
Annenin iyi beslenmesi sütünün kalitesini artırır<br />
<span id="more-837"></span><br />
Emziklilikte salgılanan süt, annenin aldığı besinlerin bir ürünüdür ve süt için gerekli olan besinler annenin kendi ihtiyaçlarına ek sayılmalıdır. Anneler, hangi şartlar altında olursa olsun, bebeğinin sağlığını geliştirecek ve büyümesini destekleyecek yeterli kalite ve miktarda süt üretebilirler. Ancak iyi beslenen annelerin sütlerinin, kötü beslenen annelerin sütlerinden özellikle vitamince daha zengin olduğu araştırmalarla gösterilmiştir. Bu döneminin başarılı bir şekilde geçirilmesi için gerekli en önemli koşullardan biri, annenin iyi beslenmesidir.</p>
<p>Sağlıklı bir anne günde ortalama 700 – 800 mililitre süt salgılar. Emziren annenin yeterli süt salgılayabilmesi için günde, normal gereksinimine ek olarak yaklaşık 700 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu miktarın 500 kalorisi annenin yediklerinden, 200 kalorisi ise gebelikte kazanılan besin depolarından karşılanır. Bu durum gebelik süresince kazanılan ağırlığın kaybedilmesinde büyük etkendir. Eğer anne, günlük alması gereken ekstra 500 kalori yerine daha çok kalori alırsa kilosunda fazladan artışlar meydana gelecektir. Annenin vücudunun tekrar gebelik öncesi görüntüye dönmesine yardımcı olan emzirme, uterusun kasılmasını uyararak ve küçülmesini sağlayarak annenin karın bölgesinin daha hızlı bir şekilde biçime girmesine yardımcı olur. Ayrıca bu şekilde emzirirken düzenli ağırlık kaybı görülürken anne sütünün üretimi de etkilenmez.</p>
<p>Emziklilikte yeterli ve dengeli beslenebilmek için neler yapmalıyız?<br />
- Sıvı alımı günde ortalama 3 litre (10 – 12 su bardağı) kadar olmalı ve bu sıvının çoğunluğu su olmalıdır. Suyun yanında ıhlamur, ısırgan otu, rezene gibi bitki çayları, az şekerli veya şekersiz komposto suları, taze meyve suları, limonata ve süt gibi doğal içecekler tercih edilebilir.<br />
- Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt, peynir gibi besin grupları mutlaka günlük beslenme programında yer almalıdır.<br />
- Protein ihtiyacının karşılanması için her gün mutlaka et, tavuk, balık veya etli – tavuklu sebze yemekleri, yumurta veya kurubaklagiller (barbunya, nohut, kuru fasulye) beslenme programında yer almalıdır.<br />
- Omega-3 yağ asitlerinden zengin balık tüketiminin artırılması anne sütünün bu yağ asidi içeriğini arttıracağından haftada 2 kez balık tüketilmeye özen gösterilmelidir.<br />
- Vitamin ve minerallerin zengin kaynağı olan taze meyve ve sebzeler her öğünde düzenli olarak tüketilmelidir.<br />
- Demir eksikliği emziklilik dönemlerinde sık karşılaşılan bir sorundur. Anne sütüyle bebeğe geçen demir bebeğin demir depolarının dolması ve kan yapımında kullanılması açısından önemlidir. Günlük beslenmede et, tavuk, balık, yumurta, ceviz, badem gibi kuruyemişler, üzüm, kayısı, erik, pestil gibi vb. kurutulmuş meyveler, kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya vb. kuru baklagiller, pekmez ve yeşil yapraklı sebzeler gibi demir yönünden zengin besinler yeterli miktarda yer almalıdır.<br />
- Şekerleme ve çikolatalar, şerbetli ve ağır tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlılar, yaz aylarında dondurma gibi tatlılar tercih edilmeli, karbonhidrat ihtiyacı tahıllı ekmeklerden, pilav ve makarna gibi besinlerden karşılanmalıdır.<br />
- Yemeklerde kullanılacak yağ tüketimine dikkat edilmeli, kalori değerini yükselten kızartma ve kavurma türü besinlerden uzak durulmalı, genellikle besinleri pişirme yöntemi olarak haşlama, fırında ya da ızgara yöntemi kullanılmalıdır.<br />
- Çay, kahve ve kola gibi içecekler sınırlandırılmalıdır. Fazla tüketilen bu içeceklerdeki kafeinin süte geçeceği unutulmamalıdır.<br />
- Salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş ve katkı maddesi içeren besinlerden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Bu besinlerin yapısında bulunan nitratlar yüksek ısıya maruz kaldığında veya kızartılarak pişirildiğinde kanser yapıcı kimyasallara dönüşebilmektedir.<br />
- Sütün artması için annenin iyi beslenmesi, stresten uzak olması, yeterince dinlenmiş olması ve bebeğini sık aralıklarla emzirmesi önemlidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/emzirirkende-kiolardan-kurtulabilirsiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın hayatı boyunca 13 çocuk yapabilir</title>
		<link>http://www.sagliga.com/kadin-hayati-boyunca-13-cocuk-yapabilir.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/kadin-hayati-boyunca-13-cocuk-yapabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 12 Nov 2011 22:14:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[anne-bebek]]></category>
		<category><![CDATA[13]]></category>
		<category><![CDATA[boyunca]]></category>
		<category><![CDATA[cocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati]]></category>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ve kadın]]></category>
		<category><![CDATA[yapabilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=833</guid>
		<description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 15-49 yaş arasındaki kadınlar üreme döneminde kabul ediliyor. Bu dönemleri uç sınırlar olarak değerlendiren Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Merkezleri Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Üreme dönemi 15-16 yaşlarında adetlerin düzenli hale gelmesiyle başlayabilir ama 49 yaşına kadar devam etmiyor. Bizim sınırımız, 42-43 yaş. Üremedeki sorunlar, 35-37′de ilk sinyallerini veriyor. İdeal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/kadin-hayati-boyunca-13-cocuk-yapabilir.html/kadin-dogum" rel="attachment wp-att-834"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/kadin-dogum-150x150.jpg" alt="" title="kadin-dogum" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-834" /></a><br />
<strong>Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, 15-49 yaş arasındaki kadınlar üreme döneminde kabul ediliyor. Bu dönemleri uç sınırlar olarak değerlendiren Acıbadem Sağlık Grubu Tüp Bebek Merkezleri Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Tıraş, “Üreme dönemi 15-16 yaşlarında adetlerin düzenli hale gelmesiyle başlayabilir ama 49 yaşına kadar devam etmiyor. Bizim sınırımız, 42-43 yaş. Üremedeki sorunlar, 35-37′de ilk sinyallerini veriyor. İdeal sınır, 18-43 yaşları olmalı” diyor.<br />
Tıraş, çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara erteleyenlerin bilmesi gerekenleri anlattı.</strong></p>
<p>Adet döngüsünün devam etmesi, üreme potansiyelinin devamlılığı açısından önemli mi?<br />
Adet döngüsü tam olarak kadının yumurta rezervinin olduğunu ya da yumurtladığını göstermez. Çünkü yumurtalar bittikten sonra da adetler devam ediyor, menopoz oluşmuyor. Bu, 2-3 yıl sürebiliyor. Bir de şöyle bir geçiş dönemi var: Adetler kısalmaya başlıyor ve döngü 23-25 günde tamamlanır hale geliyor. Bu, 35-45 güne kadar uzayabiliyor.<br />
<span id="more-833"></span><br />
Yumurtlama olmadığının göstergesi nedir?<br />
Eğer bir kadın 35 günün üzerinde adet görüyorsa artık o kadında yumurtlama olmuyor denebilir. 40′lı yaşlardan sonra 40 günde bir adet görüyorsa o kadında fazla yumurta kalmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Test yapılması gerekiyor mu?<br />
Yumurtalık rezervleri bakımından yaşı baz almıyoruz. 43 yaşından sonra gebelik oranlarında ciddi düşüş oluyor. Gebelik oranı yüzde 10, canlı doğum oranıysa yüzde 5 diyebiliriz. 37′den itibaren hastaların tüp bebeğe yönelmesi lazım. 37 yaşındaki kadının korunma lüksü yok.</p>
<p>Bazı kişiler biyolojik yaşından daha genç görünüyor. Bu gençlik, yumurtalık rezervine de yansır mı?<br />
Maalesef yansımıyor. Kadında birtakım genetik mekanizmalar var. 17-18 yaşında evlenen kadının 18-42 yaş arasında 2-3 yılda bir hamile kalabileceği ve bu süre içinde 12-13 çocuk doğurabileceği hesaplanıyor.</p>
<p>Tüp bebek tedavilerinde neler değişti?<br />
İlk yıllarda “Ne kadar yumurta varsa alalım” denirken günümüzde “Kullanılan ilaçlar az olsun, az yumurta elde edelim, yumurtalar az stimüle edilsin, fazla hormon kullanıl- masın” deniyor. İlerleyen yıllarda aşılama ortadan kalkacak, yerini tüp bebek tedavileri alacak. Çünkü maliyet düşüyor ve çoğul gebelik azalıyor.</p>
<p>Embriyo kalitesini yumurta ya da sperm kalitesi mi belirliyor?<br />
Embriyo kalitesizliğinde yüzde 70-80 yumur- ta, yüzde 20-30 sperm etkili. Artık DNA hasarı olmayan sperm seçiliyor. Doğru embriyo seçimindeyse CGH adlı bir teknoloji ön plana çıktı.</p>
<p>Nasıl bir teknoloji bu?<br />
Embriyonun tüm kromozomlarının taranmasını sağlıyor. Çok yeni değil, 10 yıldır kullanılıyor. Eski yöntemde yine embriyoların tüm kromozomları taranıyordu ama şimdi 24 saat içinde sonuç alınıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/kadin-hayati-boyunca-13-cocuk-yapabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bal Mumu BalMumu Hakkında Genel Bilgiler</title>
		<link>http://www.sagliga.com/bal-mumu-balmumu-hakkinda-genel-bilgiler.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/bal-mumu-balmumu-hakkinda-genel-bilgiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 23:30:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Pratik bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[balmumu]]></category>
		<category><![CDATA[balmumu hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[balmumu nedir]]></category>
		<category><![CDATA[balmumunun faydaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=828</guid>
		<description><![CDATA[Bal Mumu Hakkında Genel Bilgiler Bal mumu arılar tarafından üretilen balın peteklerin içinden alınmasından sonra eritilerek yapıldığı sarı renkli maddedir ve de kolay bozulmaz. Ana maddesi Alkol ile yağ asitleridir, Bunların dışında ise içinde, propolis, boya ile A vitamini bolca bulunur. Bal mumu esmer ve ya yeşilimsi renkte olup 65 derecede sıvı hale gelebilen, balın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/bal-mumu-balmumu-hakkinda-genel-bilgiler.html/balmumu" rel="attachment wp-att-829"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/balmumu-150x150.jpg" alt="" title="balmumu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-829" /></a><br />
<strong>Bal Mumu Hakkında Genel Bilgiler<br />
Bal mumu arılar tarafından üretilen balın peteklerin içinden alınmasından sonra eritilerek yapıldığı sarı renkli maddedir ve de kolay bozulmaz. Ana maddesi Alkol ile yağ asitleridir, Bunların dışında ise içinde, propolis, boya ile A vitamini bolca bulunur. Bal mumu esmer ve ya yeşilimsi renkte olup 65 derecede sıvı hale gelebilen, balın kokusunda olan ve de kendisine has lezzete sahip bir maddedir.kapuska.net<br />
Renklerine göre iki kalitede ayrılır ticarette, bunlar “san balmumu ile “esmer balmumu” dur. Değeri yüksek olan san balmumudur. Birçok cilt nemlendiricisi, cilt temizleyici, besleyici kremin içerisinde Bal mumu bulunur. A vitamini açısından zengindir, vitamini alabilmek içinse bal mumunu çiğnemeniz yeterlidir. Aktarlardan temin edilebilir Bal mumu. Gözleri yakmamasından, boğazda gıcık ve yanma yapmayışı sebebiyle geçmiş yıllardan günümüze, Bal mumu ile yapılan mumlar çokça değerlidir.</strong></p>
<p>Bal Mumu’nun Yararları (Faydaları)<br />
• Nefesi ferahlatıp, rahatlatır Bal mumu.<br />
• Bal mumu Balgamın oluşmasına da engel olur.<br />
• Sinüzit hastaları ve Astım rahatsızlığı olanlar içinde faydalıdır Bal mumu.<br />
<span id="more-828"></span><br />
Saman nezlesi rahatsızlığı olan kişiler için de faydalıdır Bal mumu.</p>
<p>• Bal mumu ile yapılan kremler yanığa ve cilt çatlaklarına iyi gelir. Kuru ciltler içinde çok faydalıdır.</p>
<p>Bal Mumu’nun Zararları<br />
Bal mumunun bir zararı bulunmamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/bal-mumu-balmumu-hakkinda-genel-bilgiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte uzun yolculuk yapıldığında nelere dikkat edilmeli</title>
		<link>http://www.sagliga.com/gebelikte-uzun-yolculuk-yapildiginda-nelere-dikkat-edilmeli.html</link>
		<comments>http://www.sagliga.com/gebelikte-uzun-yolculuk-yapildiginda-nelere-dikkat-edilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 23:12:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[anne-bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebeyken yolculuk yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte yolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[uzun]]></category>
		<category><![CDATA[yolculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sagliga.com/?p=824</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte uzun yolculuk aileler arasında hep tartışa konusu olmuştur,gebenin gezmesi moral ve pisikolojik açıdan önemli yarar sağlar.Gebenin uzun yolculuk yapmadan önce dikkat etmesi gerek durumlar düşük tehtidi olan ,kanaması yada ağrısı olan gebenin seyahat etmesi sakıncalıdır,yatak istirahati olan gebenin seyahat etmesi gebeliği son verdirebilir. Uzun yolculuk yapmadan önce ne kadar uzun mesafeli yolculuk yapabileceğinizi doktorunuza [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sagliga.com/gebelikte-uzun-yolculuk-yapildiginda-nelere-dikkat-edilmeli.html/seyahat_anne_gebelik" rel="attachment wp-att-825"><img src="http://www.sagliga.com/wp-content/uploads/seyahat_anne_gebelik-150x150.jpg" alt="" title="seyahat_anne_gebelik" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-825" /></a><br />
<strong>Gebelikte uzun yolculuk aileler arasında hep tartışa konusu olmuştur,gebenin gezmesi moral ve pisikolojik açıdan önemli yarar sağlar.Gebenin uzun yolculuk yapmadan önce dikkat etmesi gerek durumlar<br />
</strong><br />
düşük tehtidi olan ,kanaması yada ağrısı olan gebenin seyahat etmesi sakıncalıdır,yatak istirahati olan gebenin seyahat etmesi gebeliği son verdirebilir.<br />
Uzun yolculuk yapmadan önce ne kadar uzun mesafeli yolculuk yapabileceğinizi doktorunuza sormalısınız,gebe eğer yolculuğa çıkmış ise sık sık mola verilmeli ayaklar hareket ettirilmelidir.Uçak yolculuğu yapacak gebeler her dönemde uçak yolculuğu yapabilir uçak korkusu yada daha önce hiç uçağa binmemiş gebelerin uçak ile seyahat etmesi tehlike yaratabilir,kanamalı düşük tehtidi olan gebeler yolculuk yapmamalıdır,daha önce düşük yapmış bayanların uzun yolculuk yapması gebelikte sorun yaratabilir.Yurt dışına uzun yolculuk yapacak gebeler temizlik hijyen koşullarına ayrıca dikkat etmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sagliga.com/gebelikte-uzun-yolculuk-yapildiginda-nelere-dikkat-edilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

