Archive for Hastaliklar

Gripten Korunmak icin Oneriler

Soğuk algınlığı ve gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını belirten uzmanlar, bu hastalıklardan korunmak için yaşam tarzına dikkat etmek gerektiğini söylüyor.

Kış aylarında pencereler çoğunlukla kapalı tutulduğu, havalandırma kısıtlı yapıldığı ve kapalı mekanlarda geçirilen zaman fazla olduğu için grip ve soğuk algınlığının görülme sıklığı artıyor.

KBB Uzmanı Prof. Dr. Orhan Özturan, soğuk algınlığı veya gribe şifa sağlayacak bir ilaç bulunmadığını söyledi ve bu hastalıklardan korunmak için sık el yıkama alışkanlığı edinilmesi, koyu yeşil, kırmızı ve sarı renkteki meyve ve sebzeler tüketilmesi, her gün bir kase kaymağı alınmış yoğurt yenilmesi önerisinde bulundu.

Özturan, ”Bazı ilaçlar ve tavsiyeler sizin kendinizi daha iyi hissetmenizi saÄŸlamak amacıyla uygulanır. Bu nedenle korunma yöntemleri daha fazla önem kazanır” dedi.
Saglik Sagliga yazi Devami »

Yorum Yok »Etiketler: , , ,

Aids Nedir Aids Hastaligi Hakkinda Bilgi

AİDS, 1981 yılından beri farkına varılmış bir hastalıktır.

Virüslerle bulaÅŸan bu hastalıkta ölüm oranı yüksek olup (yaklaşık yüzde 50), bugüne kadardünyada 15 bin kadar vak’a bildirilmiÅŸtir. Bun­ların büyük çoÄŸunluÄŸu hâlen Amerika BirleÅŸik Devletleri’ndedir.

AİDS, (Acquired Immune Deficiency Syndrome) kazanılmış immün yetersizlik sendromu ÅŸeklinde dilimize çevrilebilir. Hastalık kazanılmış­tır, yani doÄŸuÅŸtan olan veya irsî deÄŸildir. İmmün kelimesi vücudun do­ğal savunma gücünü ifade eder. Sendrom ise, bir hastalığı belirleyen ve birlikte bulunan bir grup özel ÅŸikâyet ve belirtilerin tümünü ifade eder. AlDS’li hastalar, normal bir organizmanın kolayca yenebileceÄŸi hastalıklara açıktırlar.

AlDS’li hastalar, immün yetersizlikleri nedeniyle, fırsatçı enfeksi­yonlara kolayca tutulurlar. Bunlar genellikle soÄŸuk algınlığı, nezle ve­ya diÄŸer viral bir enfeksiyon gibi görünürler. İlk belirtiler arasında hal­sizlik, kolay yorulma, iÅŸtahsızlık, ateÅŸ, gece terlemesi, lenf bezlerinde ÅŸiÅŸme (boyunda, koltukaltlarında ve kasıklarda), zayıflama, diyare, ök­sürük ve çeÅŸitli deri lezyonları görülebilir.. Bu belirtiler aylarca bu ÅŸe­kilde sürebileceÄŸi gibi, tabloya eklenen enfeksiyonlar durumu ağırlaş­tırabilir. Hastaların hemen yarısı “pneumocystis carinii” denilen bir çeÅŸit parazitle oluÅŸan bir pnömoniye tutulurlar. Hastaların üçte biri ka­darı “Kaposi sarkomu” denilen nadir bir deri kanserine tutuldukları gibi, fırsatçı dediÄŸimiz ve normal kiÅŸilerde hastalık yapmayan mantar­lar, bakteriler, virüsler ve parazitlerle enfekte olurlar. KuÅŸkusuz bu has­talarda fırsatçı olmayan gerçek patojen yani hastalık yapıcı bakteriler ve virüsler de aynı zamanda hastalıklara sebep olabilirler. Cetvel I AlDS’li bir hastanın özelliklerini özetlemektedir.

Amerika BirleÅŸik Devletleri’nde Haitili göçmenler ayrı bir risk gru­bu oluÅŸturmaktadırlar.

Aids hastalığının bir virüs tarafından oluÅŸturulduÄŸu 1983 yılında Paris’te Institut Pasteur’de Dr.Montagnier tarafından bildirilmiÅŸtir. Fransızlar, bu virüse LAV (lenfadenopati virüsü) adını vermiÅŸlerdir. Bir­kaç ay sonra Amerikalı Dr. Gallo ve arkadaÅŸları da aynı virüsü bulmuş­lar ve buna HTLV-III (human T-cell leukemia virüs III) adını vermiÅŸler­dir. Bu virüs rektal, vajinal yollarla veya kan yoluyla (bulaÅŸmış kan ve­rilmesi veya bulaşık şırıngalar kullanılmasıyla) vücuda girmekte; kan­daki T lenfositlerinin bir kısmının (T4 lenfositleri veya yardımcı lenfo­sitlerin) içine girerek orada çoÄŸalmakta ve o sırada lenfositi yok et­mektedir. ÇoÄŸalan virüsler yeni hücrelere girerek devamlı çoÄŸalmak­ta ve T4 lenfositleri de giderek azalmaktadır. Vücutlarına virüs giren kiÅŸilerin kanında virüse karşı antikorlar bulunur. Bunlara “seropozitif kiÅŸiler” denir. Bu kiÅŸilerin büyük çoÄŸunluÄŸu bir hastalık belirtisi göstermez; ya da nezle, yorgunluk, kırıklık gibi kısa süreli belirtilerle has­talığı geçiÅŸtirirler. Virüslü kiÅŸilerin yüzde 10 kadarı orta ÅŸiddette bir hastalık gösterirler. Bu tabloya “Lenfadenopati” ÅŸekli denildiÄŸi gibi, ARC (AİDS Related Complex) ÅŸekli de denmektedir. Burada hastalar aylar ya da yıllarca süren ateÅŸ, gece teri, zayıflama, halsizlik, diyare, lenf bezlerinde büyüme gibi belirti ve ÅŸikâyetlerle hasta olurlar. Niha­yet virüslü kiÅŸilerin yüzde 1 kadarı tam ve ağır AİDS hastalığına tutul­maktadırlar.

Yorum Yok »Etiketler: ,

Beriberi Hastalığı nedenleri ve tedavisi

Beriberi hastalığı, vücutta B1 vitaminin eksikliğinde oluşan bir metabolizma hastalığıdır. Çünkü karbonhidrat metabolizmasında bulunan pirüvit asidin parçalanmasını B1 vitamini sağlar. Ayrıca B1 vitamini karaciğerdeki glikojenlerin glikoz oluşturmasına da yardımıc olarak işlemi hızlandırır.

B1 vitamini eksikliği, özellikle kabuksuz pirinç ve kepeksiz beyaz unla beslenen ülkelerde görülür. B1 vitamininin bolca bulunduğu bazı besinler; süt ve süt ürünleri, fasülye, fındık ve fıstık, mercimek ve yeşil sebzelerdir. Bu besinlerin alınmaması halinde B1 vitamini eksikliği oluşur ve B1 vitamini eksikliğinde de Beriberi hastalığı ortaya çıkar.
Saglik Sagliga yazi Devami »

Yorum Yok »Etiketler: , , , , , ,